BİZİMVEBSİTEMİZ

ARILARDAKİ PROBLEMLER

Arılarda Hırçınlık

Arı kolonilerinin hırçın ya da sakin oluşu genelde sahip olunan arı ırkayla ilgilidir. Aynı arılıkta bazı aileler son derece sakin davranıp arıcıyı sokma davranışı göstermezken, bazı arılar ise son derece hırçın olurlar. Arılıkta mümkün olduğunca sakin kovanlardan ana arı üreterek çok hırçın olan ve arıcıyı canından bezdiren kovanlara verilmelidir.

Eğer arının hırçınlığı ırk özelliklerinden kaynaklanmıyorsa bu kolonideki bir takım problemlerin işareti olabilir. En büyük problem ise kovandaki besin miktarının kritik seviyeye inmiş olmasıdır. Arazide nektar kaynaklarının bol olduğu dönemlerde arılar genelde çok sakin olurlar.

Arıları genelde hırçınlaştıran faktörler ve dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

a) Kovan muayenesini genelde işçi arıların arazide olduğu saatlerde yapmak gerekir. Çünkü dışarıda çalışan işçi arılar, kovan içinde çalışan genç arılara nazaran daha sokucu olurlar. Sabah güneşin doğmasıyla birlikte öğle sıcağı bastırmadan az evvelki zamana kadar olan süre en iyisidir. Öğle sıcağının bastırdığı saatlerde kovanı kesinlikle açmamak gerekir.

b) Fırtınalı, yağmurlu, soğuk ve rüzgarlı havalarda kovan kapağını açmak arıları fazlasıyla hırçınlaştırır.

c) Arılığın içine korkulu ve telaşlı hareketlerle girmek de yanlıştır. Ani hareketler arıları koruma içgüdüsüyle hırçınlığa sevkeder.

d) Kolonya, esans, parfüm gibi sert kokulu şeyler sürerek arılığa yaklaşmamak gerekir. Bu tür sert kokular koklama duyusu çok gelişmiş olan arının dikkatini çeker ve onları hırçınlaştırır.

e) Arı yığınları üzerine üflemek, nefesi doğrudan arıların üzerine doğru vermek de arıyı kızdırır.

f) Kovan bakımı yapılacağı zaman gayet sakin ve seri hareket etmek gerekir. Özellikle üst örtüsünü açarken aşırı gürültü çıkarmak, ya da çerçeveleri zorlayarak çıkarırken sağa sola çarpmak yine arıları hırçınlaştıran sebeplerden birisidir.

g) Arıların uçuş yolları üzerinde durmamak gerekir. Özellikle kovan muayenesi esnasında kovanın arkasında durmak gerekir. Eğer kovanın önünde durulursa arı kolonisi bunu kendisine bir saldırı olduğunu zannederek hırçınlaşır.

 

 


 

Arıların Kovanı Terketmesi

Arıların genelde kovanı terketmesinin iki önemli sebebi vardır. Birinci sebep kovandaki besin stokunun bitmesidir. Besin stoğu kritik seviyeye indiğinde yaşlı arılar genç arılara yaşama şansı sağlamak için toplu olarak kovanı terkeder. Buna açlık oğulu adı verilir. Besin bittiği zaman ise arılar toplu olarak kovanı terkeder.

İkinci terk sebebi ise ana arının ölmesidir.

Kovan içine arının hiç hoşlanmadığı, gaz, motorin, benzin gibi bir maddenin bulaşması; kovanın fiziki olarak zarar görüp artık güvenli bir barınak olmayışı; kovan içinin rutubet alarak aşırı derece küflenmesi ve güvelenmesi gibi sebeplerle de arılar kovanı terkedebilir.

 

 


 

Oğulun Kovanı Terketmesi

Zaman zaman kovana konan oğulun bir süre sonra kovanı terkederek kaçtığı görülür. Bunun sebepleri ve engelleme yöntemleri şunlardır:

a) Genelde oğul arısı konan kovan güneş altında bırakılırsa, içeride bunalan arı kovanı terkeder. Bu sebeple oğul kovana konulduktan sonra hemen serin bir yere alınmalı bu mümkün değilse kovan üzerine dal parçası vs koyarak güneşin etkisi azaltılmalıdır. Ayrıca aşırı sıcak yüzünden oğulların asıldığı suni peteklerde eriyerek yerinden düşebilir.

b) Kovanda arının hoşlanmadığı bir koku bulunması. Eğer kovan iyi bir yerde muhafaza edilmemişse içine bir takım kötü kokular sinmiş olabilir. Ya da kovanın içi boyanmış olabilir. Arıyı koymadan önce kovanı koku yönünden de kontrol etmeli ve gereken önlemleri almalıdır.

c) Anaarı kovana konulmamıştır. Anaarı konduğu yerde kalmış, yere düşmüş ya da bir kuşa yem olmuş olabilir. Böyle bir durumda oğul arısı çıktığı kovana geri döner.

d) Kovan arıya dar gelmiş olabilir. Çok güçlü çıkan bir oğul konduğu kovana sığmayabilir. Oğul arısının kovanı terketmesi engellemek için varsa kovana ballı bir petek koymalı ya da şerbet vermelidir. Diğer kovanlardan alınacak açık yumurtalı bir petek de arının kovanı terketmesini engelleyecek önlemlerden birisidir.

 

 


 

Ana Arı Problemleri

Kovandaki en büyük ana arı problemi, ana arının artık yaşlanmış olmasıdır. Ana arının yaşlanmasıyla birlikte günlük yumurta sayısını azalacağından, o kovan artık güçlenip gelişemez. Yaşlanan ana arı artık zaman zaman dölsüz yumurtalar da bırakmaya başlar ve kovandaki erkek arı sayısı artar.

Birinci oğuldan sonra çıkan oğullardaki analar dölsüzdürler. Hastalık ya da hava şartlarının uygun olmayışı gibi sebeplerle döllenme uçuşuna çıkamayan bu ana arılar dölsüz yumurtlamaya başlarlar. İşçi arısı çoğulmayan kovan zamanla sönmeye yüz tutar.

Ana arının sakatlanması özellikle ön bacaklarının sakatlanması ve kopması neticesinde hem arının yumurta sayısı azalır hem de dölsüz yumurta bırakır.

Ayrıca Ana arının bitlenmesi ya da başka bir hastalığa yakalanması da kovanın gelişmesini enlgelleyen nedenlerden bir tanesidir.

Genelde güçlü koloniler problemli olan ana arılarını kendileri değiştirirler. Fakat ana arının koloni tarafından değiştirilmesi zamanlaması çoğu zaman arıcının istemediği bir zamana denk gelir. Bu yüzden ana arısı problemli olan kolonilerin ana arıları arıcı tarafından zamanında değiştirilmelidir.

 

 


 

Yalancı Ana

Arı kolonisi herhangi bir sebepten anasız kalır ve ana arı yetiştirme imkanından yoksun olursa, ümitsiz kalan işçi arılar aralarından seçtikleri bir işçi arıyı besleyerek kendilerine ana arı yaparlar. Döllenmemiş olduğu için işçi arı yumurtası bırakma gücüne sahip olmayan bu arıya yalancı ana arı denir. Yalancı ananın bıraktığı yumurtalardan sürekli erkek arı çıkacağı için bu kovan kısa zamanda sönmeye mahkum olur. Kendine yalancı ana yapmış olan kovana daha sonra ana arı, ya da ana arı memesi bulunan petek verilse bile, arılar bunu kabul etmez. Verilen ana arı hemen öldürülür, ana arı memeleri ise imha edilir. Bir kovanda yalancı ana arı olduğu şu şekillerde anlaşılabilir:

a) Erkek arılarda artış, işçi arılarda azalış, yalancı ananın varlığının en büyük kanıtıdır.

b) Yalancı ana arı petek gözlerine gelişi güzel yumurtlar. Normal ana arı yumurtayı peteğin tam ortasına bırakır. Ama yalancı ana arının bıraktığı yumurtalar petek gözlerinin sağında ya da solunda olduğu gibi, bazı gözlere iki tane yumurta bıraktığı da olur.

c) Kurtçuklar petek gözlerinde normal kurtçuklara göre daha iri dururlar.

Yalancı analardan kurtulmak için kovan arılıktan 100-200 metre uzağa götürülür ve bir çarşafın üzerine bütün arılar silkilir. Götürülen kovanın yerine boş bir kovan konulur. Duman ya da tüyle çarşaf üzerindeki arılar uçmaya zorlanır. İşçi arılar uçarak eski kovanlarının yerine konmuş olan yeni kovana girerler. Yalancı analar hem beslenip irileştikleri için uçamazlar, hem de uçsalar bile sürekli içerde oldukları için kovanın yerini unuttuklarından yerlerine dönemezler.

Bu şekilde yalancı anadan kurtarılmış olan kovan mevcudu azsa, başka bir kovanla birleştirilir. Mevcudu yeterliyse yaklaşık 48 saat bekletildikten sonra usulüne uygun olarak ya bir ana verilir ya da ana memesi olan bir çerçeve kovana konulur. İkisi de mümkün olmuyorsa, güçlü kovanlardan birinden alınan taze yumurtalı bir çerçeve kovana verilerek kovanın kendi anasını üretmesi sağlanır.

 

 


 

Yağmacılık

Arıların kötü huylarından birisi olan yağmacılık arıların toplu olarak kendilerine ait olmayan kovanlara ya da bal kaynaklarına saldırmaları sonucu meydana gelir. Yağmacılık genelde balözü ve çiçek tozunun azaldığı aylarda görülür. Kuvvetli kovanlar zayıf kovanlara saldırarak ballarını yağma ederler. Yağmacılık esnasında ortalık tam bir savaş meydanına döner ve binlerce arı telef olur.

Oğul mevsiminde alınamayıp da uzaklara kaçan oğul arıları kendilerine kışı geçirecek gıda stoklayamayınca, sonbahara doğru arılıklara hücum ederek zayıf kovanların ballarını yağmalarlar. Bu arılara harami arılar denir.

Yağmacılığın belli başlı belirtileri şunlardır:

a)Kovanın uçma tahtasında öldürülmüş arıların bulunması.

b) Kovan giriş deliğinden ya da diğer aralıklardan toplu halde kovana girmeye çalışan arılar ve bunlara karşı savaşan kovanın yerli arılarının görülmesi.

c) Kovandan balla yüklü arıların çıkması. Yağmacı arılar vücut tüycüklerinin kırılması dolayısıyla kara renkleriyle kolayca seçilirler.

Yağmacılık genelde güçlü kovanların zayıf kovanlara saldırmasıyla çıkar. Bu tesbit edilir edilmez saldırıya uğrayan kovanın ağzı kapatılarak bulunduğu yerden kaldırılır, karanlık ve sakin bir yerde akşama kadar saklanır. Baskına uğrayan kovan kaldırıldıktan sonra aynı yerde hırslı bir şekilde uçan arılar duman verilerek dağıtılır.

Yağmacılık bütün arılıkta görülürse, arılığın bir çok yerinde tütsü yakmak gerekir. Ayrıca güzelce hazırlanmış bir körükle arılık sürekli gezilerek, yoğun bir şekilde biriken arı yığınları üzerlerine duman veriler dağıtılır. Fazla hucüma uğrayan kovanların giriş kapıları küçültülür, gerekirse üzerleri bezlerler örtülerek korumaya alınır.

Yağmacılığı Önleme Yöntemleri

a) Kovanları mümkün olduğu kadar geniş aralıklarla yerleştirmek gerekir.

b) Özellikle ilk ve sonbaharda zayıf kovanların uçma deliklerini küçültmek gerekir ya da en iyisi böyle kovanlar bulundurmamaktır.

c) Kovan muayesinde üst örtüsünü yarım olarak açmak ve uzun süre açık tutmamak.

d) Kovanların beslenmesini kesinlikle gündüz yapmamak. Kırda balözü kaynaklarının azaldığı mevsimlerde, bal ya da şerbet kokusu duyan arılar hemen sağa sola saldırarak yağmacılığa başlarlar.

e)Kovana bir gece içinde bitirebileceğinden fazla şurup verilmemelidir.

f) Arılıkta herhangi bir yerde bal bulaşığı, ballı gömeç, propolis kırıntıları gibi şeyleri bırakmamak gerekir.

g) En çok yağmacılık bal sağma mevsiminde olur. Bunun için kovanları kısım kısım sabahleyin tan yeri ağarırken sağmak en uygunu olur. Güney iyice yükselip de yağmacılık belirtileri başlayınca sağımı bırakmak gerekir.

h) Sağılan balların konulduğu depolar arı saldırılarına karşı korunaklı yapılmalıdır. Özellikle arıların girebileceği delikler tıkanmalı ve depo içinde ballar açıkta bırakılmamalıdır. Depo arılıktan mümkün olduğunca uzağa yapılmalıdır.

 

 


 

Arılarda Durgunluk

Arılarda durgunluk genelde bir takım problemlere işaret eder. Bu durgunluğun sebepleri şunlar olabilir:

a) Hava sıcaklığı 14 dereceden düşük 34 dereceden yüksektir. Bu sıcaklıklarda arıların çalışmasında belli bir durgunluk görülür.

b) Kırda balözü ve polen kaynakları çok azalmıştır.

c) Herhangi bir hastalık ya da parazit vardır.

d) Kovanda ana arı yaşlı, sakat, bitli, döllenmemiştir veya hiç yoktur.

 


 


 


 


 


 


ARILARIN YAŞAMINDA GÖRÜLEN DİĞER ANORMAL HALLER .

YALANCI ANA (SAKACIK)
Sakacık,üç hafta veya daha fazla bir müddet anasız kalmış ailelerde,işçi arıların yumurtlaması durumudur.Sakacık olan ailelerde yavrular gayri muntazam olarak erkek ,hatta işçi arı hücrelerine serpiştirilmiş bir şekilde olurlar.Bu durumu yer darlığından örtü,bazen hücreler ikişer tane yumurta koyan tohumlu ana yumurtalarından ayırmak gerekir.Ana,bir hücreye iki yumurta koysa dahi ,o yumurtalarda bir sıra ve düzen vardır.Yalancı analar,hücrenin dibine değil,yan duvarlarına 3-5-8 adet bile bırakırlar.
Sakacık olan ailelerde işçi arı hücrelerine yumurtlayan işçi arıların tohumsuz yumurtalarından ufacık erkek arılar çıkar.Bu hücrelere konulan yumurtalar geliştikten ve üzerleri kapandıktan sonra ,diğer hücrelere nazaran daha yüksek adeta deve hörgücü gibi bir hal alırlar.Bu anormal yavrular,normal yavruların aksine,sahayı,gayri muntazam bir şekilde kapatırlar.
Sakacık olmuş aileler ,tohumlu yumurtalarla kaplı çerçeve verildiğinde ana hücresi yapsalar dahi sonunda söküp atarlar.Kafessiz ihtiyat ana verildiğinde de onu öldürürler.Tüm bunların yanında ,kendi tohumsuz yumurtalarından ana yetiştirmeye kalkışırlar.Fakat ,bu hücreden de yine erkek arı çıkmaktadır.
Sakacık olan(yumurtlayan) işçi arılar,diğer arılarla aynı şekilde olduklarından,onları bulup öldürmek imkansızdır.Bu hali önlemek için,ilkbaharda haftada bir arı yavruları gözden geçirilmelidir.Sakacık ilerlememişse kafes içerisinde ihtiyat ana vermek,aksi halde diğer bir aileyle birleştirmek veya ikişer üçer çerçevelerini komşu ailelere dağıtmak gerekir.Son durumda ,normal ailelere verilen sakacıklar çabuk kaybolurlar.
Sakacığı ilerlemiş bir aileyi sakacıktan kurtarmak için,şöyle hareket etmek gerekir;Sakacık olmuş böyle aileleri uslandırmak için,öncelikle birkaç defa bol şurup vermelidir.Daha sonra yetişkin yavrulu bir çerçeve verilmelidir.Yavrulu çerçevedeki arılar hücrelerinden çıktıkları gün,yapılan işlemlere paralel olarak bu aileyi kafese kapatılmış ana veya olgunlaşmış ana memesi verilir.Sakacık olmuş ailenin rahatını bozmadan,yani kurcalayıp,sinirlendirmeden bu aileye şurup vermeye devam edilir.İki gün sonra ,ana kafesinin mantarı çıkarılır.Kafes yerine konur.Ananın çıkarılması arıların kendilerine bırakılır.
Ballık verilerek yuvası genişletilmiş fakat,araya ana ızgarası konmuş kovanlarda da ana olduğu halde dahi sakacıklar görülebilir.Keza.nektar toplama bakımından kısır olan yıllarda ana ızgarası yüzünden sakacıklar görülmüştür.
Arıları yalancı ana arılardan kurtarmak için daha bir çok yol vardır.
Bunları şöyle sıralayabiliriz
Zayıf , sakacıklı aile gazete kağıdı usulüyle sağlam bir aileyle birleştirilir.Bu aileye bir hafta kadar asla dokunulmamalıdır.Bur haftadan önce karıştırılan kovanlarda anaların öldürüldüğü görülmüştür.
Sakacık olan ailelere tedbir olarak şöyle bir usul uygulayanlar da vardır;. Sakacıklı aileye çok duman verildikten sonra,kafes içerisinde çiftleşmemiş bir ana verilir.Ana kafesten çıktıktan ve çiftleşip yumurta koymaya başladıktan sonra sakacıklarda kaybolur.Anasız aileye verilen ana uzun zaman kafeste kalır veya kafesten çıktıktan sonra hava muhalefeti vs. nedenlerle çiftleşmezse,böyle ailelerde sakacıkların yine meydana geldiği görülür.
Sakacık olmuş aileye arısız ihtiyat ana şöyle de verilebilir. Sakacık olmuş kovan,kuvvetli uçuş saatlerinde kenara kaldırılır.Yerine,kafes içerisinde anası bulunan bir kovan konur.Ertesi günün akşamı ana kafesten çıkarılır.Bu arada sakacık olmuş kovandan bu kovana kafi miktarda işçi arı dolmuştur.Eğer,yeni kovandaki tüm arılar anayı müdafaa edecek kuvvette iseler , sakcık olmuş kovanın her gün çerçevelerinden bir tanesi süpürülerek alınır..Bu çerçeveler üzerindeki arılar eski yerlerine gelirler.Daha evvel anayı benimsemiş arılar,sonradan gelen arılara karşı anayı korurlar.Böylece 5-10 gün içerisinde sakacık olmuş kovanın arıları bu kovana geçerler.Artık anaya da bir şey yapmazlar.Vereceğimiz ihtiyat ananın müdafii olarak bir miktar(bir avuç kadar) arı mevcutsa,ananın kafese alınmasına lüzum kalmaz.Bu durumda,dışardan tedricen gelen arılar anaya asla dokunmazlar,dokunsalar dahi anayı benimsemiş olan ve onu savunan arılar anayı korurlar.Ananın savunucu olduğu böyle hallerde,kenara kaldırdığımız kovandaki çerçevelerin arılarının eski yerlerine gelmeleri yönünden süpürülürken yerine birkaç çerçevenin arıları dahi verilebilir.
Kafese konmadan ana landırılabilir mi?
Yerinden kaldırılıp 100 metre uzağa götürülerek arıları silkilen yalancı analı kovanın arıları,yerine bırakılmış boş bir kovanın içinde toplanarak,bir köşeye veya tabana,tavana yumak yaparlar.Bu arı kümesi olduğu yerde 48 saat kalır.Bu süre zarfında ,anası olmadığı için kaçmaz.Anasız şaşkın bir oğul arısı gibi kalarak,bir anaya şiddetle ihtiyaç hisseder.Bunlara kafessiz ana verilebilir.Uçma deliğinden ,verilen ana onlarla kaynaşır.Bir gün sonra başka kovanlardan alınan yavrulu ballı çerçeveler verilir. Silkilen yalancı analı kovandan çıkan,çerçevelerde başka kovanlara verilir.

ARILARDA YAĞMACILIK
Yağmacılık,büyük nektar toplamadan evvel,sonbaharda,nektar toplamadan sonra,yazın nektarsız geçen günlerde,kışın sıcak havalarda ,yani,nektar toplama tamamen kesildikten sonra,arıcının ihmali yüzünden zayıf,anasız,hasta vb. arı ailelerine kuvvetli ailelerin saldırmaları halidir.
Eğer,bir arılığın arıları,diğer bir arılığın arılarına saldırıyorlarsa,bunun kabahati yağmacılığı yapan arı sahibine değil,arıları yağmacılığa uğrayan arılığın sahibine yüklenmelidir.
Nektar toplama kesildikten sonra,kovanın üzeri tedbirsiz açılırsa yağmacı arılar onun üzerine üşüşürler.Arılar yan taraftan köşeden,yukarı taraftan çerçeveler arasına sokulmaya çalışırlar.,hırsızlık yapmaya gayret sarf ederler.Hırsızlık yapmak için uçan,dolaşan arıları tanımak çok kolaydır.Hırsız arılar kovan etrafında uçarak,içeriye girecek delik ararlar.Buldukları çatlak veya delik etrafında toplanırlar.Görünmeden içeriye sokulmaya çalışırlar.Aynı zamanda uçma deliğinin önünde muhafız arıları kovarak birbirlerini didikleyip ,çekiştirirler.Daha sonra bu hırsız arılar işi ilerleterek,zorla kovana sokulurlar.Yağma edilen kovanın önüyle,yağma eden kovanın önünde akşam geç saatlere kadar iyi nektar toplama zamanındaki gibi bir uçuş başlar.Halbuki,normal hallerde arı aileleri bu zamanlarda uçuşlarına son verirler.
Hırsızlık yapan aileyi öğrenmek oldukça kolaydır.Şöyle ki,yağma edilen ailenin uçma deliği ince elek ile kapatılır.Uçma deliği önüne toplanan arıların üzerlerine un serpilir.Daha sonra arılık dolaşılarak una bulanmış arıların hangi kovana girdikleri tespit edilir.Böylece hırsız aile bulunmuş olur.
Arılıkta yağmacılık genişleyince ,çok kısa zamanda yağmacılığa uğrayan ailenin balı talan edilirken,arıları da öldürürler. Bundan sonra yağmacılık ,diğer kovanlara ve arılığa yayılır. Topyekün savaş ve birbirlerini tartaklama içerisinde arılığın bir çok kovanı telef olarak elden çıkarırlar.Bu gibi hallerde arılığın manzarası acı ve heyecan vericidir.Kuvvetli gürültü çıkararak karma karışık uçan arılar havada karışırlar.Kovanların konma tahtaları ,kovanlardaki çatlaklar ve ön kenar tahtalarının üzerleri içeriye girmeye çalışan arılarla tamamen dolar.Bazen,bir arılıktaki arılar diğer bir arılıktaki arılara baskın yaparlar.Sonuçta baskına uğrayan taraf mahvolur.
Yağmacılığa başlangıçta meydan vermemek gerekir.Aksi halde sonradan önüne geçmek çok güç,hatta imkansızdır.

YAĞMACILIĞA KARŞI ALINABİLECEK ÖNLEMLER
Arılarda hırsızlığın başlaması nektar toplama azaldığından arı ailesinin kuvvetine göre uçma deliklerinin küçültülmesi gerekir.Bu küçültme duruma göre asgari bir santimetre kadar olur.Kovanların muayenesi sırasında (nektar toplama azalmışsa),balın öteye beriye dökülmemesine dikkat etmelidir.Bal yere dökülmüşse ,üzeri toprakla kapatılmalıdır.Yazın sıcak günlerinde nektar toplama kesilmişse,kuvvetli ailelerin uçma delikleri ince elek teli ile kapatılmalı,dar bir açıklık bırakılmalıdır.Bu böyle elek teli ile geniş hava yeri bırakılmazsa ,arıların sıcaktan perişan olma ihtimalleri vardır.
Nektar gelmediği zamanlarda,bal alırken veya kovana bakmak gerektiğinde ,yağmacılık olmaması dahi,kovanın uçma deliği bir santimetreye kadar küçültmelidir.Bu bir tedbirdir.Yağmacılık çıkmışsa ,bilahare kovanın uçma deliği normal bir hale getirilir.Ayrıca;Sıcak bölge veya memleketlerde kovanlar gölgeli yerlere konulmalıdır.Çünkü,sıcağa maruz kalan bal ve mum yumuşayacak ve bunlar kokuları ile arıları cezbedeceklerdir .Arılıkta bal bulaşmış eşya bırakılmamalıdır.Bala bulaşmış eşyalar ve kovanlar ıslak bezle iyice silinerek yıkanmalıdır.
Kovanların çatlakları kağıt veya paçavra ile tıkanmalı ve hamur veya çamur ile sıvanmalıdır.
Yemlikler,gündüz arıların üzerlerinde bırakılmamalıdır.
Kovanlar muayene edildiğinde;kullanılan körük dumanı ile kullanılan sandık ve örtüler de arılar tarafından takip edilirler.Kovanlar muayene edildiğinde ,körük ve diğer kullanılan eşyalar,muayene edilen kovandan çok uzakta,bir başka kovanın yanına bırakılmalıdır.Yağmacı arılar bu eşyaların etrafında toplanacaklarından,diğer taraftaki kovan daha kolay kontrol edilir.
Fakat,bir iki kovan muayene edildiğinde,yağmacı arılar buna da alışarak güçlük çıkarırlar.Böyle anlardan arılığın çeşitli yerlerinde yakılan ot,tezek,sap vb. dumanlarından istifade edilebilir.

BİR KOVANDA İKİ ANA ARI
Bazen bir arı ailesi içerisinde iki,hatta daha fazla yumurtlayıcı ana olduğu görülür.Bu bir tesadüf değildir.Bu durum arı ailelerinin kendi inisiyatifleriyle,ana arılarını gerçekleştirecekleri zamanda,yeni ananın zifaf uçuşuna çıkarak döllenip kovana dönmesi ve yumurtlamaya başlamasına kadar,eski ve yaşlı anayı öldürmeyerek bir tedbir alarak kovanda bırakmaları da rastlanır.Onların karşı karşıya gelip çatışmasına,birinin diğerini öldürmesinde müsaade etmezler ,nektar akımının gür olduğu sürece .Ana ve kızın yumurtlamasına izin verirler.Bal özü akımı kısırlaşınca yaşlı anayı öldürüp atarlar.

ARILARIN KOVANLARINI TERK ETMELERİNİN NEDENLERİ
Çoğu kez oğul kovana yerleştirildikten sonra aşağıda sıralanan sebeplerden ötürü kovanı terk ederler.Şöyle ki ; 1-Kovanda kötü bir koku vardır.2-Kovan uzun müddet güneşe maruz kalmıştır.3-Fazla sıcaklık tesiri ile havasızlık olmuştur.4-Eski ,bozuk gömeçler vardır.5-Kovanda ana yoktur.6- Oğulun yerleştirildiği kovan küçüktür.
Yuvasını ilkbaharda terk eden arı ailelerine de rastlanır.Bunun nedenleri.1- Yuvaların çok dar olması.2-Yuvada çok bal bulunması.3-Gömeçlerin güveli veya küflenmiş,olması da arıların kovanı terk etmelerine sebep olur.4-Açlıktan kovanlarını terk eden arı aileleri de vardır. 5-Yuvada bal miktarı bol olduğu,yumurta koymaya ve yavru yapmaya yer bulunmadığı zamanlarda da arı aileleri yuvalarını terk ederler..Bu halin sebebi şimdiye dek arıcılarca anlaşılmamıştır.6-Bazı ufak arı aileciklerinin anaları çiftleşme uçuşuna çıktıklarında arılarda ananın peşine takılarak,bir daha yuvaya dönmezler.7-İlkbaharda kovanda 10-15 işçi arı ile beraber ana arı da bulunur ve kovanda bal ve temiz,hastalıksız petekler olursa,bunun baş nedeni Varroa zararlısıdır.Yuvasını terk eden arı ailelerinin ekserisi zayıf ailelerdir.Kuvvetli bakımlı arı ailelerinin yuvalarını terk etmeleri çok ender rastlanan bir haldir.

KOVAN ÖNÜNDE GÖRÜLEN CÜCE-SAKAT-KANATSIZ ARILAR
Kovan önünde görülen bu gibi sakat,cüce,kanatsız,zayıf arılar mutlaka varroa zararlısı veya nosema hastalığından ileri gelmez. Kovanların önünde bu hali gören birçok arıcılar varroa mücadelesi , nosema tedavisi yaptıkları halde bu gibi arılara rastlayınca telaşa kapılırlar.Tüm gerekenleri yaptığım halde bu nedir diye oraya buraya sorar veya gereksiz ilaçlamalara devam ederler.
Bu hal mutlaka herhangi bir hastalık veya zararlılardan meydana gelmez.
Kovandaki üç çeşit arıların her birinde dahi tek tük rastlanan bu anormallikler ;Arı salkımı dışında,yani çerçevelerin alt ve yan kısımlarında yayılmış ve üşümüş ana ,işçi ve erkek arılarda da görülür.
Sakat kısa hortumlu,tek kantlı ,tek antenli,noksan bacaklı,kısa ve yırtık kanatlı arılar açık veya kapalı petek hücrelerinde üşümelerinden,muayeneler veya yer değiştirmelerde veya çerçevelerin silkelenmesinde sarsılmalarından, güneşe maruz kalmalarından,susuzluk çekmelerinden vs. gibi sebeplerden de ileri gelir.
Unutmayalım ki ,yurdumuzda ilkbaharın çok kararsız havalarında bazen gündüz ısı 25-30 dereceye dahi çıktığının gecesinde eksi 6-10 dereceye kadar inebiliyor.Gece üşüyen arılar çerçeveler üzerindeki salkımlarını daraltıp birbirlerine yaklaşınca,çerçeve yanlarındaki yavrular üşüyorlar.Tabi ki daha doğmadan sakatlanıyorlar.Arı ailesinin ve hatta diğer hayvanların,insanların bile; zayıf ,cılız ve toplumuna faydalı olmayacağını anlayan aile onları toplumdan dışlayarak dışarı atıyor.

KOVANDAN ÇIKARILAN ERKEK ARILI PETEKLERİN VE YAVRULARIN TEMİZLENMESİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ
Yaşlı analar ile yalancı analı kovanlardaki,işçi arı gözlerine bırakılan yumurtalardan erkek arı çıktığı belirtilmişti.Bu gibi çerçeveleri kovandan çıkarıp atmaktan ise onları hücre içinde öldürüp ,kuvvetli kovanların ballıklarında senelerce,süzme bal üreteme için kullanmak mümkündür.
Erkek arı yavrularının üzeri sırlanmış ise,bunları bal bıçağı veya tarakla bozulup bal süzme makinesin de boşaltılabileceği gibi ,arılarda kovandan yorulmadan temizleyip atabilirler.
Soğuk su içine sokulan veya birkaç gün dışarıda bırakılan yavrular ölür.Sırı bozmadan da verilirse arılar temizleyebilir.
Üzeri henüz kapanmamış erkek arı hücrelerinde arı sütü vardır.Temiz bir suya sokulup silkilirse suda kolay eriyen süt suya geçer.Bu su süzülüp buz dolabına konulup içilebilir.Kevgirde kalan sürfelerde yağda kavrulup yenilebilir.Protein kaynağıdır.Civciv ve tavuklara verilerek de değerlendirilir

Backgrounds From FreeGlitters.Com