BİZİMVEBSİTEMİZ

Bal Hakkında Bilgi

BALIN BİLEŞİMİ

 



Balın bileşimi, üretimin yapıldığı yöredeki bitki türlerine ve üretimin yapıldığı zamana göre değişmektedir. Ancak genel ortalama olarak balın %80'i değişik şekerlerden %17'si sudan meydana gelir. Geri kalan %3'lük kısım başta enzimler olmak üzere, balı bal yapan ve balı değerli kılan maddelerden oluşur. Balın bileşimini oluşturan maddelerin % ortalama değerleri aşağıda verilmiştir.
% Su 17.20 Şekerler 79.59 Früktoz (Meyve Şekeri) 38.19 Glikoz (Üzüm Şekeri) 31.28 Sakkaroz (Çay Şekeri) 1.31 Maltoz (Disakkaritler) 7.31 Yüksek Şekerler 1.50 Asitler 0.57 Protein 0.26 Kül 0.17 İz Elementler 2.21 Pigmentler Tat ve Aroma Maddeleri Şeker Alkolleri Teninler Enzimler Vitaminler


Posted by Picasa

 

 

<****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********> <****** name=google_ads_frame marginWidth=0 marginHeight=0 src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/ads?client=ca-pub-2217315885771702&host=pub-1556223355139109&dt=1200928278500&lmt=1200867009&format=234x60_as&output=html&correlator=1200928278500&url=http%3A%2F%2Fsabritosun.blogspot.com%2Fsearch%2Flabel%2FBALIN%2520FAYDALARI&color_bg=FFFFFF&color_text=CC0000&color_link=634320&color_url=2A70BA&color_border=FFFFFF&ad_type=text&ref=http%3A%2F%2Fsabritosun.blogspot.com%2F2008%2F01%2Fbal-ars-kafkas-arsar-balpolen-ar-st_20.html&cc=100&ga_vid=184507791.1200928279&ga_sid=1200928279&ga_hid=1228381421&flash=9&u_h=768&u_w=1024&u_ah=738&u_aw=1024&u_cd=32&u_tz=120&u_his=6&u_java=true" frameBorder=0 width=234 scrolling=no height=60 allowTransparency>

Balın Bileşimini Oluşturan Maddeler

 


Su
Baldaki su miktarı balın olgunlaşma durumuna bağlı olarak farklılık gösterir. Normal olarak olgunlaşmış ballar %17 dolayında su içerirler. Baldaki su oranının yüksek olması balın daha kolay bozulmasına neden olur. Bu nedenle süzme bal, tamamen veya en azından yarısı sırlanmış peteklerden elde edilmelidir.
Karbonhidratlar
Bal, kaynağına ve bal özünü bala çeviren arıların salgı bezlerinin salgıladıkları enzimlerin aktivitelerine bağlı olarak yaklaşık 15 çeşit şeker içerir. Ancak, şekerler içersinde büyük çoğunluğu früktoz (levüloz) ve glikoz (dekstroz) oluşturur. Balda toplam şeker oranı % 80 dolayındadır.
Mineral Maddeler
Balda; demir, bakır, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor, silisyum, alüminyum, krom, nikel ve kobalt gibi değerli mineral maddeler vardır. Salgı balları mineral maddelerce daha zengindir. Bu özelliğinden dolayı tedavi amaçlı da kullanılırlar ve kristalize olmadıkları için bazı tüketiciler tarafından tercih edilirler.
Proteinler
Balın kaynağına bağlı olarak, proteinlerin yapı taşları olan aminoasitler ballarda oldukça düşük düzeylerde bulunurlar. Balda 17 adet farklı aminoasit tespit edilmiştir.
Asitler
Asitler, bala kendine has kokuyu veren maddeler olup balın asidik yapıda olmasını sağlarlar. Balın pH değeri değişik şartlar altında 3.4 ile 6.1 arasında değişmekle birlikte ortalama olarak 3.9'dur.
Enzimler
Balda, bir kısmı bitkilerden bir kısmı da arının salgı bezlerinden gelen değişik enzimler bulunur. Enzimler balın en değerli maddeleridir. Doğal ve ısıtılmamış ballarda enzim miktarı oldukça yüksek olup bu tür ballar kaliteli ve çok değerlidir. Bal ısıtıldığı oranda enzim değerinde kayıplar olur.
Vitaminler
Bal, kaynağına ve içerisindeki polenlerin miktar ve çeşidine bağlı olarak B, C, E ve K vitaminleri içerir.

 

 

<****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********> <****** name=google_ads_frame marginWidth=0 marginHeight=0 src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/ads?client=ca-pub-2217315885771702&host=pub-1556223355139109&dt=1200928278546&lmt=1200867009&prev_fmts=234x60_as&format=234x60_as&output=html&correlator=1200928278500&url=http%3A%2F%2Fsabritosun.blogspot.com%2Fsearch%2Flabel%2FBALIN%2520FAYDALARI&color_bg=FFFFFF&color_text=CC0000&color_link=634320&color_url=2A70BA&color_border=FFFFFF&ad_type=text&ref=http%3A%2F%2Fsabritosun.blogspot.com%2F2008%2F01%2Fbal-ars-kafkas-arsar-balpolen-ar-st_20.html&cc=100&ga_vid=184507791.1200928279&ga_sid=1200928279&ga_hid=1228381421&flash=9&u_h=768&u_w=1024&u_ah=738&u_aw=1024&u_cd=32&u_tz=120&u_his=6&u_java=true" frameBorder=0 width=234 scrolling=no height=60 allowTransparency>

Balın Fiziksel Özellikleri

 


Renk Özelliği
Balın rengi, elde edildiği kaynağına bağlı olarak su renginden siyaha kadar büyük bir varyasyon gösterir. Ayrıca, balın ısıtılması ve uzun süre açıkta tutulması balın rengini değiştirmektedir.
Viskozite
Balın bünyesi ya da akıcılığa karşı koyma özelliği de denilen viskozite, bal içinde mevcut su oranı ile yakından ilgilidir. Balı ısıtarak viskozitesini azaltmak mümkündür
Işığı Döndürme
Balın polarize ışığı sağa ve sola döndürmesi, balın kaynaklarına göre farklılık gösterir. Nektar balları ışığı sola, salgı balları ise sağa döndürmektedir. Sakkaroz denen çay şekeri de ışığı sağa döndürür. Bu özellik sahte balların tanınmasına yardımcı olur.
Balın Tadı ve Kokusu
Bal, elde edildiği kaynağa bağlı olarak kendine has tat ve kokuya sahiptir. Bu itibarla ısıtma, işleme, depolama gibi işlemlerde balın kendine özgü tat ve kokusunu değiştirecek yanlış uygulamalardan kaçınmak gerekir.
Balın Şekerlenmesi
Bazı tanım ve hükümleri "Bal standardı" bölümünde verilen 2000/39 sayılı "Bal Tebliği"nde kristalize bal "kristalizasyon metotlarının herhangi birine tabi tutularak veya balın kristalleşmesi için herhangi bir işleme tabi tutulmaksızın tamamen veya kısmen şekerleşmiş, krema ve fondan kıvamdaki bal" şeklinde tanımlanmıştır. Görüldüğü gibi balın şekerlenmesi bozulma olmayıp balın elde edildiği bitkisel kaynağa göre oluşabilen doğal bir olaydır. Ancak tüketicilerin çoğu kristalize olan balı bilgisizlik sonucu hileli bal olarak düşünürler. Bu yanılgı, ülkemizde özellikle süzme bal pazarlamasında sıkıntılara yol açmaktadır. Gerçek olan, pek çok doğal ve kaliteli balın çok çabuk hatta süzme aşamasından hemen sonra bile şekerlenmeye başlayabileceğidir.
Balın şekerlenip şekerlenmemesi üzerine; balın su, glikoz ve früktoz oranları, balın depolanma sıcaklığı, depolama sıcaklığının dalgalanması ve balda bulunan polen gibi katı partiküllerin miktarı etkili olmaktadır. Balın früktoz oranı düşerken glikoz oranının artması şekerlenmeyi destekler. Ancak, son yapılan çalışmalarda balın şekerlenme eğiliminin belirlenmesinde daha çok glikoz/su oranı üzerinde durulmaktadır. Buna göre, glikoz/su oranı 1.7'den daha düşük balların şekerlenmediği, bu oranın 2.1'den daha yüksek olan balların ise kısa




Bal arıları kaç tane bacağa, kanada ve göze sahiptir? 
Altı bacak
, arka bacaklarında bulunan polen sepetçiği organı sayesinde çiçekten çiçeğe dolaşarak polen ve propolis toplayabilirler. Öndeki bacakları ile antenlerini rahatlıkla temizleyebilirler.
Dört Kanat, uçuş anında öndeki ve arkadaki kanatlar çengeller sayesinde tek parça haline gelir.
Beş Göz, bileşik iki göz,üç tane basit göz. 

Bal arısı, Eşek arısı ve Bumble arısı arasındaki farklılıklar nelerdir? 
Bal arıları böcek âleminin içinde en yüksek sosyal yapıya sahip olanıdır. Organize olmuş koloni halinde yaşadıkları için kış uykusuna yatma ihtiyaçları yoktur. Bitkilerden nektar polen ve propolis toplarlar. Nektarı bal haline dönüştürler ve bal mumundan yapılmış petek gözlerinin içinde depolarlar. Topladıkları polenleri yine petek gözlerinde depolarlar. Balı karbonhidrat, poleni protein ihtiyaçları için kullanırlar. Yine bitkilerden topladıkları propolisi yuvalarında bulunan çatlakların kapatılmasında ve yuva içinde ölen yabani hayvanları yuva dışına atamadıklarında üzerini propolisle kaplayıp hastalık etmenlerinden korunmak amacıyla kullanırlar. Bal arıları sıcak havalarda kovanlarına su da taşırlar. Yuvalarını bir yıldan fazla kullanırlar. Kolonide bulunan arı sayısı 5.000 ile 80.000 arasında değişir. 
Eşek arısının anası kışı tek başına, toprak altında bina veya ağaç oyuklarında kış uykusuna yatarak geçirir. Baharda yeni ana yuvasını kâğıttan yapar. Bal arılarının aksine böcek ve et yiyebilirler. Sonbaharda eşek arısı kolonisindeki arı miktarı 2000 e kadar ulaşabilir. Özellikle bu dönemde bal arısı kolonilerini yağmalamaya çalışarak zararları dokunurlar. 
Bumble arıları eşek arılarında olduğu gibi ana arı kışı tek başına kış uykusunda geçirir. Baharda ana arı terkedilmiş fare yuvası gibi oyuklar araştırır. Yuvada bal mumundan yumru şeklinde gözler yaparak kuluçkasını büyütür. İlk kuluçka çıktıktan sonra yuvada daha uzun süre kalarak yavru üretimine ağırlık verir. Bumble arıları bal üretir fakat bu bal bir tatlı kaşığını geçmez. Kolonideki arı sayısı 50 ile 400 arasında değişir. 

Bal arısı kolonisinde kaç tip arı bulunur?
 Kolonide üç tip arı bulunur. Bir tane ana arı, binlerce dişi işçi arı ve yüzlerce erkek arı. Erkek arılar çalışmazlar. Sonbaharda işçi arılar tarafından kovan dışına atılarak ölüme terk edilirler. 

Ana arının görevleri nelerdir? 
Kolonide ana arının amacı yumurta yumurtlayarak koloninin devamlılığını sağlamaktır. Salgıladığı feremonlar ve hormonlarla kolonide varlığını hissettirerek işlerin düzenli yürümesini sağlar. Ana arı yaklaşık 7 yıl yaşayabilir. Arıcılıktaki ekonomik ömrü 1–2 yıldır. Ana arı Nisan ve Mayıs aylarında gece gündüz yumurtlar. Her bir petek gözüne yumurta bırakışı yaklaşık 20 saniye sürer. Bir günde 2000’nin üzerinde yumurta yumurtlayabilir. Buda kendi vücut ağırlığından daha yüksek bir miktardır. 

Kolonideki ana arının çiftleşmesi nasıl olur? 
Ana arı hayatında yalnızca bir kez çiftleşir. Çiftleşme havada olur. Genellikle ortalama 7–17 arasında erkek arıyla gerçekleşir. Hava uygun olduğunda yaklaşık bir hafta sürer. Ana arıyla çiftleşen her erkek arı çiftleşme sonrasında üreme organı koptuğundan dolayı ölür. Arılığın bulunduğu bölgenin yakınlarında erkek arıların toplanarak uçtuğu 30–200 m çapında yerden yüksekliği 10–40 m yükseklikte olan “erkek arı toplanma alanı” vardır. Günün belli saatlerinde erkekler bu alanda toplanarak uçarlar. Genellikle uçmaları havanın iyi olduğu öğleden sonra gerçekleşir. 200 koloninin bulunduğu alana yakın olan erkek toplanma alanında en az 25000 civarında erkek uçar. Erkek arıların bu alanda uçtukları saatler genellikle öğleden sonradır. Ana arılar rüzgârın saatte 20 km den yüksek olduğu, soğuk yağmurlu, bulutlu havlarda çiftleşme uçuşuna çıkmazlar. Bu yüzden çiftleşme 4 haftaya kadar ertelenebilir. Ana arı çiftleşme amacıyla kovandan ayrıldığında bu alanda bulunan erkek arılar ana arının feremon kokusunu alarak peşine takılırlar. En hızlı uçan ve ana arıyı ilk yakalayan erkek, ana ile çiftleşir. Ana arı çiftleşmeden sonra vajinasında kalan erkeğin çiftleşme organı ile kovana geri döner.

Image
Resim- Çiftleştikten sonra erkek arı üreme organıyla kovana geri dönen ana arı

İşçi arılar erkek arının üreme organını ana arının vajinasından ağız parçalarının yardımıyla çıkardıktan sonra ana arı tekrar çiftleşme uçuşa çıkar. Çiftleşme uçuşu, ana arı sperm kesesini spermle doldurana kadar devam eder. Sperm kesesi 5,3 -5,7 milyon arasında sperm alır. Ana arının sperm kesesinde bulunan spermler kesenin etrafında bulunan salgı bezleri yardımı ile beslenerek canlı kalmaları sağlanır. Ana arı bu spermleri hayatı boyunca kullanır. Yapılan araştırmalar sonucunda bir erkekte bulunan sperm miktarının ana arının sperm kesesini dolduracak miktarda olduğu ortaya çıkmıştır.

Ana arının sadece bir erkekte bulunan sperm miktarı ile sperm kesesini doldurma imkanı varken neden çok miktarda erkek ile çiftleşmektedir? Ana arı bu olayı her yaptığında kaybolma ve arı kuşu gibi doğada arı zararlılarına yakalanma riskini göze alarak niye yapmaktadır? 
Yapılan çalışmalarda çok erkekle döllenen anaların kolonilerinin, tek erkekle döllenen anaların kolonilerinden hastalıklara daha dayanıklı oldukları ortaya çıkmıştır. Ayrıca çok erkekle çiftleşen anaların kolonilerinde bulunan işçi arıların daha fazla sayıda görev grupları oluşturduğu bilinmektedir. Çok sayıda erkekle çiftleşme akrabalı yetiştirme riskini de ortadan kaldırır. Tek erkekle çiftleştirilen anaların kuluçkasının % 50 ye varan oranlarda diploid erkek olmaktadır. İşçi arılar kuluçkada diploid erkek larvalarına rastladıklarında bunları yerler. Bu tip kovanlarda ana genç olsa da kuluçka yaşlı ana arı kuluçkasına benzer.

 Bal arısı kolonilerinde kaç çeşit petek gözü bulunur?   

Kolonide ana arının yumurtlaması için üç tip petek gözü kullanılmaktadır. En küçük göz 5,5 mm çapında olan işçi arı gözleridir ana arı bu gözlere döllü yumurta bırakır. Bu yumurtalar diploid’dir. Yumurta bırakıldıktan 21 gün sonra işçi arı ergin olarak gözden çıkar. Daha geniş göz olan erkek arı gözleri 6,5 mm çapındadır. Ana arı bu gözlere dölsüz yumurta bırakır. Bu yumurtalar haploid dir. Bu gözlere bırakılan yumurtalardan 24 gün sonra erkek arılar ergin olarak çıkarlar. İşçi arı ve erkek arı gözleri bal ve polen depolanmak amacı ile de kullanılır. Erkek arı gözlerinden daha geniş göz olan ana arı gözlerinin çapı ise 8 mm dir.




Image
Resim- İşçi arı ve erkek arı kuluçkası

Ana arı bu gözlere döllü diploid yumurta bırakır. Bırakılan yumurtadan 16 gün sonra ergin ana arı gözden çıkar.

Image
Resim- Ana arı gözleri

İşçi arılarla Ana arılar döllü yumurtalardan meydana gelmesine rağmen aralarında 50 değişik morfolojik farklılık ve koloni içinde görev farklılıkları vardır. Bunun nedeni Ana arıların larva döneminde ve bütün hayat süresince arı sütü ile beslenmesidir. İşçi arı larvaları arı sütünün yanında bal ve polenle de beslenirler.

Bu arılar ergin hale geldikten sonra 32–40 gün hayat sürelerinde bal ve polen ile beslenirler.
 Ana arının salgıladığı iki önemli feromon (parfüm) vardır bunlar; 9- oxodecenoic acid (9ODA) ve 9- hydroxy-2- decenoic acid (9HDA). Kolonideki bireylere bu feromonlar iletildiği sürece huzurlu bir şekilde görevlerini sürdürürler. Ana arı salgıladığı feremonlarla:
1-) Kolonide bulunan işçi arıların üreme organlarının gelişmesini baskılayarak, onların yumurta yumurtlamasını engeller.
2-) Kolonide yeni ana arının yetiştirilmesini ve süpersedure olmasını engeller.
3-) Çiftleşme uçusunda erkek arıların ana arıyı izleyip bulmasına bu feromonlar yardımcı olur.
4-) Koloni oğul verdiğinde bu feromonlar yolu ile yeni oğulun salkım oluşumuna yardımcı olurlar.
5-) Ana arı salgıladığı bu feremonlarla koloni bireylerine varlığını hissettirerek kolonideki işlerin düzenli bir şekilde yürümesi sağlanır. 


BAL

 

Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı bal tebliğinde ''bal, arıların çiçek nektarlarını bitkilerin veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra kendine özgü maddeler karıştırarak değişikliğe uğratıp bal peteklerine depoladıkları tatlı madde'' olarak tanımlanmıştır. Tanımından da anlaşılacağı gibi bal saf ve doğal olmalıdır.



Balın Özellikleri

Balın Rengi:

Bitkisel orjine, depolanma süresine ve koşullarına göre açık renkten koyu kahverengine kadar değişim gösterir. Balın berraklığı ve şeffaflığı ise içindeki polen ve diğer maddelerin yoğunluğuna bağlıdır. Ayçiçeği ve narenciye balları açık sarı, kestane bakı kırmızımtrak, okaliptus balı grimsi kahverengi ve çam balı koyu yeşilimsi ve kahverengidir.

Balın Viskozitesi:

Balın bünyesi ya da akıcılığa karşı koyma özelliği de denilen viskozite, bal içindeki su oranı ile yakından ilgilidir. Koyu, yavaş akan bir balın viskozitesi yüksek, açık renkli ve gevşek bünyeli ballarda viskozite düşüktür.

BALIN VİSKOZİTESİ

Su Oranı(%)             Viskozitesi(poise)               Sıcaklık(oC)             Viskozitesi(poise)
13.7                          420                                     13.7                       600.0
15.5                          138                                     20.6                       189.6
18.2                          48                                       29.0                        68.4
20.2                          20                                       39.4                        21.4
                                                                           48.1                        10.7
                                                                           71.1                          2.6

Balın Işığı Döndürme Özelliği:

Balın polarize ışığı sağa ve sola döndürmesi balın kaynaklarına bağlıdır. Nektar balları ışığı sola, salgı balları ise sağa döndürmektedir. Sakkaroz denilen çay şekeri de ışığı sağa döndürür. Bu özellik sahte balın tanınmasına yardımcı olur.

Balın Higroskobik Özelliği:

Bal higroskobik bir madde olup havadan nem absorbe etme özelliğine sahiptir. Balın havadan nem alması özel yapısına, şeker ve su içeriğine bağlıdır.

BALIN HİGROSKOBİK ÖZELLİĞİ

Havadaki Nem (%RH)           Bal (% su oranı) 
   50                                    15.9
   55                                    16.8
   60                                    18.3
   65                                    20.9
   70                                    24.2
   75                                    28.3
   80                                    33.1

Balın Kristalizasyonu:

Balın kristalizasyonu; balda bulunan şekerlein zamanla doyma noktasına ulaşarak dibe çökmesi olayıdır. Çiçek balları zamanla kristalize olur. Kristalize olan bal sahte veya hileli bal demek değildir. Kristalize olan ballar su banyosu içerisinde ısıtılarak kristalizasyon ortadan kaldırılabilir. Kristalizasyon balın su içeriği ile bünyesindeki fruktoz ve glikoz şekerleri arasındaki oranla ilgilidir. Genellikle bal içindeki fruktoz, glikozdan fazladır. Fruktoz/Glikoz oranı büyüdükçe balın şekerlenme eğilimi azalır. Olgunlaşmamış bir balda glikoza göre daha fazla sakkaroz bulunduğu için şekerlenme yavaş olur. Su içeriği düşük olan ballar daha geç kristalize olurlar. Bu nedenle petekli ballarda kristalizasyon geç başlar veya hiç görülmez.

Balın Fermantasyonu:

Balın mayalanması veya bozulması anlamına gelir. Su oranı yüksek olan ballarda şekere dayanıklı mayalar şekeri parçalayarak alkol ve karbondioksit oluşturur ve bal köpürür. Fermantasyonu önlemenin en önemli yolu balın olgunlaştıktan sonra hasat edilmesidir. Çünkü olgunlaşmış bal (sırlanmış) şeker konsantrasyonu yüksek, su oranı daha düşüktür.

Tat ve Koku:

Balın tadı yapısındaki şekerlerin miktarı, türü ve birbirlerine oranı ile ilgilidir. Kokusu da alındığı kaynağa göre değişir. Bala uygulanan işlemler tadını ve kokusunu değiştirebilmektedir. Bu nedenle ısıtma, işleme, depolama gibi uygulamalarda balın kendine has tadı ve kokusunu bozacak yanlış işlemlerden kaçınmak gerekir.

Bal Hasadı ve Muhafazası:

Arıların doğadaki çeşitli nektar kaynaklarından topladıkları nektardan elde edilen ve petek gözlerine konulan bal, başlangıçta alındığı kaynağa bağlı olarak yüksek miktarda su içerir. Arılar petek gözleri üzerinde kanat çırparak ve dışarıdan kovana hava pompalayarak, kovan içinde oluşturdukları hava akımı ile balın fazla suyunu uçurup olgunlaştırırlar. Böylece balın su oranı yaklaşık %17-18 civarına indirilip bal dolu petek gözleri balmumu ile kapatılır. Bu işleme ''balın sırlanması'' denir. Arılar balını olgunlaştırdıkları petekleri çerçevenin üst çıtasından başlayıp aşağı doğru sırlarlar. Eğer ballı bir peteğin en az 2/3'de bal dolu gözler sırlanmışsa bu peteğin balı olgunlaşmış demektir. Hasada başlanabilir. Kovandaki bütün peteklerdeki balın olgunlaşmasını beklemeden balı olgunlaşan petekler kovandan alınmalıdır. Olgunlaşmış balların kovandan alınmasına bal hasadı adı verilir. Bal hasadı genellikle arıların yağmacılık eğilimlerinin az olduğu sabahın erken saatlerinde yapılır. Kovandan alınan ballı çerçeve taşıma sandığına konulur ve hemen üzeri bir örtü ile kapatılarak arılardan korunur. Bal hasadının en güç yanı arıları ballı peteklerden uzaklaştırmak ve yağmacılık çıkmasını önlemektir Ana arının ballıkta da olabileceği unutulmamalı,ona bir zarar vermemek için dikkatli olunmalıdır. Bal hasat edilen kovanda arılara yeterince kışlık bal bırakılmış olmalıdır. Bunu sağlamak için genellikle kuluçkalıktan bal hasadı yapılmamalıdır.

Balın süzülmesi:

Balın süzüleceği oda içi sıcaklık 25 ile 30 C olmalıdır. Çerçeve veya petek üzerindeki sırlar sır bıçağı veya sır tarağı ile alınır. Sonra elle veya elektrikle döndürülen santrifüj (bal süzme ) makinesine yerleştirilerek ballar çıkarılır.

Balın dinlendirilmesi:

Süzülen ballar ,gittikçe incelen çok katlı elekten geçirilerek,mum kırıntıları ve diğer yabancı maddelerden arındırılır. Buna rağmen küçük parçacıklar ve hava kabarcığı balın rengini bulandırır. Bu nedenle bal,dinlendirme tankına alınır. Balın burada 1-2 gün kalması yeterlidir. Küçük parçacıklar ve hava kabarcıkları köpük şeklinde üstte toplanır ve buradan alınarak arılara yem,sirke,likör vb. şeklinde değerlendirilebilir. Böylece balın bulanıklığı giderilmiş olur ve ambalajlanır.

Balın depolanması:

Bal kapalı kutularda ve hava ile ilişkisi olmayacak şekilde saklanması gerekir. Bal için en uygun ambalaj kabı kapaklı cam kavanozlardır. Ambalajlanmış ballar oda sıcaklığında tutulmalıdır. Kristalize olmuş balın tekrar eski haline dönmesi için bal kabı 45-65 OC sıcak su dolu bir kap içerisinde bekletilerek ,balın çözülmesi sağlanır. Bal kabı hiçbir zaman doğrudan ateş ile temas ettirilmemelidir.

Kaliteli Bal Üretimi İçin Öneriler

· Arıcılar arı hastalık ve parazitlerini tanıyabilmeli, bal mevsiminde ilaç ve antibiyotik kullanmamalıdır.

· Arıcılar zirai mücadelenin yaygın olarak yapıldığı alanlardan uzak durmalıdır. · Bal hasadı kapalı ve temiz yerlerde yapılmalıdır.

· Balın konulduğu teneke ve kaplar temiz ve sağlığa uygun olmalıdır.

· Ballar ısıtılmamalı ve yapısı değiştirilmemelidir.

 

 

BAL MUMU 
....................................................................................................................
İşçi arıların 12-18 günlük yaş dönemlerinde karın halkalarındaki mum salgı bezlerinden salgılanan bir maddedir. Rengi salgılandığı an beyazdır, sonra koyulaşır. Arılar petek gözlerini örmek için balmumu üretirler. Arılar 1 Kg balmumu üretebilmek için 6-10 Kg bal yemeleri gerekmektedir. Mum salgılayan arılar önce bal yerler, daha sonra 35oC de zincir şeklinde salkım oluşturarak mum salgılarlar.

Özellikle Afrika, Orta ve Güney Amerika da baldan daha önemli bir arı ürünüdür. Balmumu geleneksel olarak petek kırıntılarının sıcak su içinde eritilip yüzeyde toplanan mumun soğutulmasıyla elde edilebildiği gibi güneş enerjili mum eritme kapları da kullanılır. Balmumu büyük oranda temel petek yapımında ve kozmetik sanayinde kullanılmaktadır. Ayrıca mum sanayinde, parlatıcı boya ve cila yapımında, dişçilik gibi alanlarda da kullanım alanı bulmaktadır.

Burada çok önemli bir hususa da değinmek gerekir. Arıcılık yönetmeliğinin zorunlu bir hükmü olarak, temel petek yapımında kullanılacak balmumunun 110oC'de 12 saat süreyle sterilize edilmesi gerekmektedir. Balmumu %100 saf olmalı, parafin, serezin, reçine ve iç yağı gibi yabancı maddeler içermemelidir. Balmumunun renginin açık olması istenir. Balmumu 42 saat güneşte bırakılırsa rengi açılır. Ülkemiz açısından arıcılıktan baldan sonra 2. ekonomik arı ürünüdür.

Balmumunun Saf Olduğunu Nasıl Anlarız?

1. Saf balmumu benzin içinde tamamen erir.

2. Saf balmumu ateşe atılırsa tamamen yanar, ortama güzel bir koku yayılır.

3. Balmumundan küçük bir parça çiğnendiğinde saf mum dişlere yapışmaz, kötü tat ve aroma hissedilmez.

4. Bir kaba biraz mum koyup içine 20 g eter damlatılırsa ve 15oC kadar ısıtılırsa saf balmumu erir. Katkılı balmumu erimez. 


ŞEKERSİZ BAL


Arılarda milyonlarca çiçekten topladıkları şifa kaynağı olan bitki özünü insanlığa bal olarak sunarlar, tüketicilerde katkısız bal tüketebilirlerdi. Hal böyle devam ederken ilerleyen zamanlarda, bilgilendirme eksikliğinden kaynaklanan bir problem çıktı karşımıza; Balın Katılaşması (DONMA) Aldığı balın katılaştığını gören tüketici yanlış bilgiden kaynaklanan bir yaklaşımla arıcıyı “Aldığım Bal Şekerlendi” diyerek itham etti. Oysa ki bu olay balın doğal haliydi. Yetkili kurumlar ve arıcılarımızda bu durumun oluşma sebebini tüketiciye doğru bir şekilde anlatamadılar. Bu bal tüketicilerin kafasında bir soru işareti olarak kaldı ve tükettiği her kaşık balın sahte olduğunu dile getirerek başka bir olumsuzluğu tetikledi."



ŞEKERLİ BALK DENİLİNCE, ARICILAR KALİTESİZ ÜRETİME BAŞLADI


"Çiçek kaynaklı doğal balına "şekerli" sıfatı yakıştırılan arıcılarımız, ballarının kalitesinin bilinmemesi ve kendilerine sahtekârlık damgası vurulması üzerine, kaliteli bal üretiminin yerine katkılı ve daha çok, daha ucuz bal üretmeyi seçti. Ancak, bu anlayış ülkemiz arıcılığı için oldukça olumsuz bir durum oluşturdu. Gelinen noktalarda tüketici şeker ilaveli ve ucuz bal yemeye, arıcılarımız da daha çok ürün hasat etmeye başladılar.
Olumsuz gelişmeler bununla da kalmadı. Piyasada gözünü para hırsı bürümüş arısız balcılar türedi. Bunlar işi tamamen mecrasından çıkartarak (merdiven altı imalatı) herhangi bir depoda çeşitli bal kıvamlı maddelere (glikoz vb) aromalar katarak, piyasaya çok çok ucuz olarak sürdüler. Yani, balın donması ile başlayan problem, şeker ilaveli bal ile devam etti ve piyasaya sürülen bal benzen maddeler ile zirveye ulaştı. Bu arada hiç kimse bu problemi tersinden okuyup kaliteli bal üretmek, memnuniyet verici bir fiyata satmak ve kalitesi tescillenmiş bal tüketmek fikrini aklına getirmedi. Kaliteli bala, hak ettiği ücreti vermeye hazır olan tüketici de aradığı özelliklerdeki balı bulamadı."

SAHTE BAL UCUZA SATILIYOR


"Sonuç olarak gelinen noktada da; kalite yerini çoğunlukla kalitesizliğe bırakırken, bal fiyatlarını ise, çok ucuza mal edilen ve ansız üretilen sahte balların düşük fiyat istikrarsızlığı belirlemeye başladı.Bana göre bu problemlerin çözüm yollar aranırken öncelikle problemi doğru olarak okumalıyız. Bunun için öncelikle üretilen ballarımızın mutlaka kalitesinin tespit edilmesi gerekmektedir. Kalite tespitleri yapılan ballar da kalitelerine göre fiyatlandırılmalıdır. Unutulmamalıdır ki; kaliteli ürün ancak kaliteli fiyat verildiğinde üretilecektir.Bunun çözümüne yönelik olarak çok önemsediğim bir metodu da belirtmek istiyorum. Balı pazarlama konusunda söz sahibi olan kişiler piyasadan bal toplamak yerine sözleşmeli arıcılığa geçmelidirler. Kısacası; Pazarlamacılar (şirket), arıcılar ile ciddi sözleşmeler yapacaklar, bu sözleşmenin içeriğinde de hangi bölgede (hangi çiçekten) üretildiği, hangi ilaçların kullanıldığı (izin verilen ilaçlar), kimin ürettiği ve katkı maddesi olarak herhangi bir maddenin kesinlikle kullanılmadığı gibi konular net bir şekilde takip edilecek, böylece üretilen ballar piyasaya sunulurken kalite garantisi ile sunulacaktır. Tüketiciler kalitesinden emin bir şekilde bal yiyecekler, arıcılarımızda ürettikleri balı değerinde satabilmenin ve emeklerinin karşılığını alabilmenin mutluluğunu yaşayacaklardır.Böylelikle üreticiden tüketiciye bütün insanlar hak etlikleri ve arzuladıkları kaliteye kavuşacaklar. Ülke arıcılığı da olması gereken seviyeye ulaşacaktır."dedi.