BİZİMVEBSİTEMİZ

NEMİN ARI DAVRANIŞINDAKİ ETKİSİ

 

Havadadi nem oranı düştükçe arılardaki hırçınlık arrtıyor. Bugün polen tuzağını maskesiz alıp üstündeki arıcıkları silkeledin. İçlerinden bir nefer bayağı beni 40-50 m kadar kovaladı. bir tanesi de koluma bi öpücük attı.birisini de solkolundan girip omuzuma kadar geldi. bu öpmedi çıkmak için telaşlanıyordu. onu çıkardım .
akşama doğru biz ramazan bey(çiftlik sahibi) cevdet ve ben muhabbet ederken memet geldi. Keşke kovanların yanına gitmeseeydik. Memeti gözünden öptü birisi.
bugüne kadar hiç böyle bir durum olmamıştı. Dediğim gibi havada nem oranı azaldıkça arı davranışları agresifleşiyor.
Kovanlarımızı nem oranı 30 un altında olduğu havalarda açmayalım.(Nemin arı davranışındaki etkisi)

 

 

 

 

 

ARI KUŞLARI İLE BAŞIMIZ DERTTE

 

Arıkuşları ile başımız dertte. Geçen sene koloni mevcutlarını yarıya indirdiler.
Her sabah-akşam seslerini duydukça bir tuhaf oluyor insan. Bunlara bir çözüm bulan arkadaş var mı acaba? Araştırdım. Ultrasonik kuş kovucular var ama; bu araçlar yüksek db de ses yaydıklarından arılara için de zararlı olabilir.

Piknik tüpüyle-sesli periyodik aralıklarla tüfek sesi veren domuz kaçıranlar bizim işimize yarar. İnternette araştırdım ama bulamadım. Bu piknik tüpüyle çalışan cihazların satıldıkları yeri bilen arkadaşlar yazarlarsa memnun oluruz.
Bu mübarek arıcıkların düşmanı çok arkadaşlar. Arıkuşlarından sonra sırada eşek arıları ile sarıca arılar musallat olacaklar. Onların çaresi var ve de kolay. Hele bi meydana çıksınlar ben o zaman size çözümünü buradan yazacağım.
sonra bu mevsim kirpiler de arıcıkların düşmanlarındandır. Kovan girişleri yere yakınsa tam kirpilerin arayıp da bulamadıklar cinsten iştir. Kirpiler gelirler, uçma tahtasını dişleri ile kemirir , ses yaparlar. arılar da tehlike var zannedip dışarı fırlarlar. Kirpi de onları yer tabi . Onun için kovanlarımızı en az 20-25 cm kadar yükseğe koymakta yarar var diyorum.

Muammer 'e bu konuyu en az üç beş defa anlattım. Kovanları hiç bir zaman yerden yukarı kaldırmadı.Tabi adam ne kovana ne arıya, ne de ekipmana para vermedi ki. Tabi arı mevcutları da işte öylesine idi. Kovanda varlığı ile yokluğu belli değildi. Bu kovan giriş çıkışlarının zayıflığından bile anlaşılıyordu. Tabi arıcıklar kirpilere, eşek arılarına, arı kuşlarına yem oluyordu.
Sağlıkla ve esenlikle kalın. Arılarınız bol, ürnünüz bereketli olsun derim.
NASIL ARICI OLDUM

 
 

 
Dün Ardeşende geçen arılarla ilgili anımı anlatmıştım.
Bugün İzmirde nasıl arılarla tanışıp arıcı olduğumuzu anlatmak istiyorum.
Ben nihayet 1982 yılında İzmir' e tayin olmuştum. 1991 yılında Şehitkemal Köyündan Üsen amca çok sağolsun bize arıcılık sevgisini kazandırdı. Üsen amca ,bahadır Öğretmen ve ben onbeş kadar arkadaşla Şehitkemal Köyünde arıcılık kursu açtırdık. Yıl 1991 tabi. Şubat ayları. O yıl Mart ayında ben de Yeniköylü Ali amcadan 2 kovan alarak arıcılık işine başlamış olduk. Tabi bu arada Sayın Nizamettin KAYRAL 'ın "Yeni Teknik Arıcılık" kitabını bir iki defa uygulama ile birlikte hatmettik.Sayın KAYRAL 'ın kitabından çok şey öğrendik. Burada Sayın Kayral'ın hakkını nasıl öderiz bilemem. Tabi bu arada başka yazarlarımızın kitaplarını da okuduk. O yıllarda bugünkü gibi internet filan da yoktu ülkemizde. Bilgiye ulaşmak bir hayli zordu. Tandık ,ildik arılcılar da pek öyle doyurucu bilgi vermezlerdi. Verdikleri bilgiler de kırık dökük babadan kalma bilgilerdi tabi. Biz onlara pek itibar etmezdik.
Ali amcadan aldığım iki kovanı o yıl sekiz kovana çıkarmıştım. ama yeterince bal alamamıştım. Zamanla altı sene içinde bu iki kovandan tamı tamına 57 kovan ulaştım.
Üzerinize sağlık afiyet 1997 yılında geçirdiğim bir rahatsızlıktan dolayı kova mevcuları 12 ye düştü. ben de arılı ve boş kovanlarımı, tüm ekipmanlarımı arkadaşım Muammer'e verdim. Muammer bana her yıl 2 teneke bal verecekti. anlaşma öyle idi.
ilk iki sene Muammer sözünü kısmen yerine getirdi.
(devam edeceğiz)

 

 
Dün arıcıklarla ilk tanışmamı anlatmıştım.
Bugün Rize-Ardeşen-Büyükmahalle de geçen arılarla ilgili anılarımı anlatmak istiyorum.

1979 yılında Rize-Çayeli-Yanıkdağ köyüne, bir müddet sonra da Ardeşen -Yukarıdurak-(Zıgem)Büyük
Mahalle köyüne öğretmen olarak atanmıştım. Zaten benim kaderime arıcılık Yanıkdağ Köyünde yazılmıştı(!) Çünkü okul müdürümüzün soyadı da Arıcı idi.
Neyse Ardeşende Osman Hoca köyün yerli öğretmeni ve okul müdürümüz idi. Durmuş Öğretmen , Arif Öğretmen ve ben üçümüz okul lojmanında üç sene kadar kalmıştık.
Okul müdürümüz Osman Hocanın kovanları vardı. Osman Hoca her sene Nisan,Mayıs aylarında
kocaman ıhlamur kütüklerinden büyük bir ustalıkla kütük kovanlar yapardı. Her akşam üstü bu
kovan yapma işi periyodik olarak devam aderdi. Osman Hoca her arıcının olması gerektiği gibi
yetenekli bir marangozdu.Evinin altında küçük bir odada atölyesi bile vardı. Zaten oralarda herkes boş zamanlarında bir işle uğraşır. Karadeniz insanı yeteneklidir, çalışkandır. Zaten doğası gereği öyle olması gerekiyor.
Neyse devam edelim. Osman Hocamız kovanların yapımı bitince bizi çağırırdı. Bizler de kocaman urganı,kovanları alıp ulu kestane ve ıhlamur ağaçlarına asmaya giderdik. Osman Hocamız o ulu ıhlamur ağaçlarına çıkar, biz de yerden kovanı urgana takar, sonra ipi büyük bir iştah ve muhabbetle çekerdik. Böylece boş ıhlamur ağacından imal edilmiş kovanları merasına yerleştirmiş olurduk. Bu kovan asma maceramız çok hoşumuza giderdi.
Osman Hocamız gündüzleri okul bahçesinden kovanları dürbünle izler, ogul girip girmediğini kontrol ederdi. Dürünle biz de bakardık .Elektriğin,televizyonun,telefonun ,yolun arabanın ve birçok şeyin olmadığı o yıllarda hoş bir eğlence imiş bizim o işler diye düşünüyorum şimdi. Köyde her arıcının öyle küçük yada büyük bir dürbünü vardı zaten.
Derken yaz tatili başlar,bizler de memleketlerimize giderdik. Sonra okullar açılıp okulumuza döndüğümüz zaman kovanlar açılıp balları alınmış olurdu. Osman Hocamız da bizlere tabak tabak bal verirdi. Evine misafirliğe filan gittiğimizde bize bal ikram ederdi.
Ben gene kestane balını ilk defa oralarda , o zamanlar tattım.Ama Okul Müdürü Osman Hocamız bu baldan fazla yemememiz gerektiğini, fazla kestane balının zehirli olabileceğini söyler, bizi tehlikelere karşı korurdu. Sağolsun. Varolsun.
Oralarda arıcılık işlerinin hala böyle devam ettiğini zannediyorum.

(Devam edeceğiz)





 

hayıt-geven-kekik-püren

şu sıralar merada en bol bulunan çiçeklerden
kovanları körüksüz,dumansız açabiliyorum bu mevsimde.
bölmelerin oğulları hala 10 çerçeveyi tamamlayamadı
gelecek seneye 2 çıta bölmek lazım.
 
 

okaliptus zamanı

okaliptus zamanı
okaliptus çiçek açtı
 
 



 
 
Backgrounds From FreeGlitters.Com