BİZİMVEBSİTEMİZ

ALTIN KURALLAR

Arıclıkta Altın Kuralllar


1-Çok siyahlaşmış petekleri kovandan alınız.

2-Peteklerin ¾ ü sırlanmadan bal hasadı yapmayınız.

3-Çok katlı kovanları incelemek oldukça yorucudur,şayet böyle bir kovanı ana arı sı olup olmadığı anlamak için üst kata temel petek koyarak kabartıp kabartmadığı görmeliyiz şayet kabartıyorlarsa kovanın anası var demektir.

4-Bazı sebeplerden dolayı anasını değiştireceğimiz kovanı bir iki saat içinde o kovana ana vermek lazım aksi halde anayı öldürürler.

5-Polen ve arısütünün faydaları anlatmakla bitmez hiçbir yan etkisi yoktur.

6-Devamlı olarak fenni kovanlarda aracılık yapınız.

7-Arı çeşitli nedenlerden dolayı size vurmak istediğinde kesinlikle el kol hareketi yapmayıp durunuz ve gözlerinizi kapayınız.O kendiliğinden vazgeçip gidecektir.

8-Polen alacağınız arılardan polen tuzağını anası yeni oluşmuş veya oluşmakta olan kovanların önüne yerleştirmeyiniz.(Kurmayınız)Çünkü ana çiftleşme uçuşuna çıktığında dönüşte polen tuzağına takılabilir.

9-Mum güvesi daima zayıf kovanları tercih eder.Kovanlarımızı daima kuvvetli tutunuz.

10-Varroa ve diğer arı düşmanlarına karşı zamanında tedbir alınız.

11-Kışın arıları rahatsız etmeyin,Kış salkımını bozabilirsiniz.

12-Yağmacılığa karşı zamanında tedbir alınız etrafa bal bulaşığı atmayınız.

13-Kovana şurup verirken etrafa sıçratmayınız.

14-Arıların yanına giderken kesinlikle parfüm,esans vs kokular sürmeyiniz.Renkli elbiseler giymeyiniz.Arı bilhassa kırmızıyı hiç sevmez.

15-Kovanlara bakarken daima kovan kartı tutunuz.

16-Daha verimli bir yıl geçirmeniz için daima seyyar arıcılık yapınız.

17-Bal,arısütü ve poleni serin ve rutubetsiz yerde saklayınız.

18-Petekleri saklarken serin ve karanlık bir yerde saklayınız.

19-Kristalleşmiş bal kalitesiz bal değildir.Kaliteli bal belli bir zamandan sonra donar ve kristalleşir.

20-Kovanları kontrol ederken yalancı ana olup olmadığına dikkat edeniz.Yalancı ana petek gözlerine birden fazla yumurta bırakır.

21-Arıların yerini hazırlamadan önce o bölgede 3km yarıçaplı dairenin tam ortasına konaklamalıyız.Çünkü arı en iyi çalışması 3km dir daha da uzağa gider ama aldığı balın yarısını yolda tüketir.

22-Arıcılıkta petek çok önemlidir 3-4 yıllık petekler deforme olmuştur gözlerin büyük bir kısmı kullanılamaz hale gelmiştir.Bu gibi petekleri kovandan çıkartıp mum yapılmalıdır.

23-Kıştan çıkmış arılarda bazen çeşitli nedenlerden dolayı anasız kalmış kovanlar vardır bu gibi kovanları kesinlikle ana yaptırmaya kalkmayınız çünkü o zamanda erkek arı olmadığından döllenemez ve sizi aldatır.Kovanınız zaman içinde sönmeye yüz tutar.

24Kışın kasalara koyduğumuz petekleri ayda bir kontrol ediniz fare mum güvesi vs gibi zararlılar peteklerimize zarar verebilirler tedbir olarak 15 günde kapalı mekan içinde 500grm kükürt yakınız ve yazında arılara vereceğimiz zaman güzelcehavalandırmamız lazım.

25-Yazın kovanların önünde erkek arı ölüleri görülüyorsa o kovanın oğul arzusu sönmüş demektir.Ayrıca kışa girerken de bu işlemi yaparlar.(Erkek arılar döllemekten başka bir işe yaramazlar hazırcıdırlar)

26-Yeni ana arı yaptıracağımız kovanları kesinlikle kurcalamayınız.Çünkü arılar anayı kıskanıp öldürebilirler.(7-10 gün o kovanı rahatsız etmeyiniz.)

27-Arılarınızı mümkün mertebe gölge yerlere koyunuz veya gölgelik yapınız.

28-Arılara şurup vereceğimiz zaman kesinlikle kaynatmayınız .Kaynatılmış şurup arıların sindirim sistemlerini bozar.

29-Arıları kışa sokarken daima kuvvetli tutunuz .Kuvvetli arı az bal tüketir.ona göre tedbirli olunuz.

30-Zayıf kovana mutlaka bölme tahtası koyunuz.Boş olan yerlere uygun şeyler doldurunuz.

31-Kovana yeni ana verdikten sonra bir hafta on gün kesinlikle rahatsız etmeyiniz.

32-Arılarımızı nakil ederken boş olan yerleri çerçevelerle doldurunuz nakil

esnasında sarsıntıdan sağa sola dağılmasınlar.Veya en son çerçeveyi çivileyiniz.

33-Ballarımızı soğuk hava depolarına veya buzdolabına koymayınız.

34-Ana arının iyi yumurtlayıp arılarımızın güçlenmesi için bal mevsimi açılmadan

iki posta yavru çıkması ve üçüncü postanın da kuluçkaya yatması için 42 gün

önceden teşvik şurubu verilmesine dikkat etmeliyi ki değmeyin arıcının keyfine.

35-Erkek arılar oluşmadan ana değişimine kesinlikle geçmeyiniz...

36-Kışın arıların yerlerini değiştirmeyiniz sallamayınız çünkü kış salkımı bozulabilir.

37-Kışın arılığımızı güneş alabilecek yerlerde kışlatınız.Nem arı için çok tehlikelidir.

38-Bal hasadını doğada bal özü tükenmeden yapınız.

39-Nakillerde arıların yavru gözlerini tamamen kapamadan nakil işine

girmeyiniz.Açık gözdeki yavrular nakillerde ölmektedir.

40-Kristalleşmiş balı çözdürmek için doğrudan ateşe tutmayınız

41-Balı koyacağımız kaplar mutlaka laklı ve kalaylı olmasına dikkat ediniz.

42-Çam balı aldığımız bölgede,ana arıyı teşvik amaçlı mutlaka kek veriniz

43-Çam balı arıyı bitirdiğinden o bölgede bir aydan fazla kalmamalıyız.

44-Arılarımızı kışın sıcak tutmak için arının tavanını nem geçirmeyecek izocam,bez,kağıt gibi malzemeler kullanmalıyız.

45-Zayıf kovanlarımızda mutlaka bölme tahtası bulundurunuz.

46-Nemli bölgelerde kovanların deliklerini fazla kapatmayınız.

47-Yazın uçuş deliklerini arıların gücüne göre acınız.Bal zamanı tamamen acınız.

48-İlkbahar ve sonbahar da uçuş deliklerini arıların kuvvetine göre ayarlayınız.

49-Varroaya karşı mutlaka mücadele yapınız.Bilhassa yavrusuz dönemde ilaçlama iyi sonuç verir.

50-İlkbaharda olduğu gibi sonbaharda da mutlaka arıya teşvik amaçlı şurup veriniz.

51-Kışa girmeden önce zayıf arılarımız mutlaka birleştiriniz.

52-Arılığımızda mutlaka su bulunmasına dikkat ediniz.

53-Kovanlarda kontrol esnasında fazla açık tutmayınız yavru üşür veya yağmacılığa sebep olabilir.

54-Arıları yağmacılığa alışmamaları için açıkta petek bal bulaşığı bırakmayınız.

55-Arılarımızı gündüz saatlerinde nakil etmeyiniz.


 Arıcılar İçin Öneriler


1. Teknik ve gezginci arıcılığa uygun kovanlarla çalışınız.

2. Ekonomik bir arıcılık için belli bir bilgi ve tecrübe kazandıktan sonra en az 50-60 adet koloni bulundurunuz ve diğer arıcılarla işbirliği yapınız.

3. Kolonilerde genç ve kaliteli ana arı bulundurarak güçlü kolonilerle çalışınız. Arıcılıktan tatmin edici kazanç ancak güçlü kolonilerle sağlanabilir. Zayıf koloniler üretim maliyetlerini yükseltir, kazanç miktarını düşürür. Bu nedenle 5'er çerçeveli 3 koloni yerine 10 çerçeveli 1 koloni ile çalışmayı tercih ediniz.

4. Güçlü kolonilerde birim üretkenliğin çok daha yüksek olduğunu unutmayınız. 10.000 yetişkin arısı olan bir kolonide bir işçi arı 400 mg bal üretirken 40.000 yetişkin arısı olan diğer kolonideki aynı işçi arının 800 mg bal ürettiğini ve bunun sonucunda zayıf koloniden 4 kg bal alınırken güçlü koloniden 32 kg bal alındığını hatırlayınız. Güçlü kolonideki arıların zayıf kolonideki arılara göre daha üretken olduğunu biliniz.

5. Güçlü kolonilerle çalışmak için kolonilerde genç ve kaliteli ana arı bulundurma yanında oğul önleme çalışmalarını ihmal etmeyiniz. Koloni sayısını artırmak istiyorsanız bölme yapınız ve yumurtlayan hazır ana arı kullanınız.

6. Ekonomik bir arıcılık için gezginci arıcılık yaparak nektarı bol ve uzun süre çiçeklenen  bitki örtüsünü takip ediniz.

7. Tüm mevsimsel bakım işleri zamanında ve eksiksiz yapınız. Özellikle ilkbahar bakım ve beslemesinin zamanını kaçırmayınız. Başarılı kışlatmada altın kuralın kışa genç işçi arılarla ve yeterli besin stoku ile girmek olduğunu hatırlayınız.

8. Üretiminizi sadece bala dayandırmayıp üretim çeşitliliğine gidiniz. Bal yanında polen ve/veya arı sütü üretimi yaparak arıcılıktan sağladığınız kazancınızı artırınız. Polenin bol olduğu dönemlerde polen toplayarak polenin yeterli olmadığı dönemlerde arılarınızı topladığınız polenle besleyiniz.

9. Arı hastalık ve zararlıları konusunda her zaman dikkatli ve uyanık olunuz. Şüpheli durumlarda mutlaka bir uzmanın görüş ve önerilerini alınız.

10. Gereksiz ve bilinçsiz ilaç kullanmayınız. Gereksiz ve bilinçsiz ilaç kullanmanın arılarınıza, balınızın kalitesine ve bütçenize zarar vereceğini unutmayınız.

11. Arıcılık konusunda çalışan resmi veya özel kurumlara ziyaret ederek arı ürünlerinin üretim tekniklerini uygulamalı olarak görünüz, bilgi düzeyinizi yükseltiniz. Arıcılığın ancak bilgi ve tecrübe ile yapılabileceğini biliniz.

12. Varroa mücadelesini erken ilkbahar ve geç sonbaharda,  bu iş için ruhsatlandırılmış uygun ilaçla uygun dozda yapınız.

13. Arıcılığın değişik konularında daha fazla bilgi sahibi olmak için Tarım ve Köyişleri Bakanlığının İl ve İlçe Müdürlükleri yanında aşağıda ad ve adresleri verilen arıcılık konusunda uzmanlaşmış kurum ve kişilerle ilişki içinde olunuz, son teknik gelişmeleri öğreniniz.

14. Balın doğal ve saf bir gıda maddesi olduğunu hatırlayarak üretiminde 22 Ekim 2000 tarih ve 24208 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı "Bal Tebliği" hükümlerine uyunuz.



 Arıcılığın Ülkemizdeki Problemleri


Ülkemizde arıcılık maalesef uygulanan devlet politikalarıyla değil, bu işe gönül vermiş insanların fedakar gayretleriyle bu noktaya gelmiştir. Arıcılığa başlamak isteyenler ilk adımı attıkları andan itibaren bu problemleri de yaşamaya başlarlar.

Arıcılık yapmak isteyenlerin karşılaşacağı problemleri genel olarak şöyle sıralayabiliriz:

1) Türkçe kaynak problemi: Maalesef bu konuda yazılmış 5-6 kitap ve birkaç broşürden fazlasını aramak hüsran olacaktır. Bu kitapların çoğu da 20-30 sene evvel yazılmış kitapların tekrar basımlarıdır.

2) Danışacak kurum problemi: Arıcılığa karar veren bir kişinin hemen her problemini danışıp sağlıklı cevap alabileceği kurumlar maalesef belli merkezlerin dışında kısıtlıdır. Alacağı cevaplar da kendi sorusuna özel cevaplar olmaktan çok, genel problemler için üretilmiş cevaplardır. O yüzden arıcı için en önemli bilgi kaynağı bu işi yapan ve kendisinden daha tecrübeli başka bir arıcıdır.

3)Standart Problemi: Ülkemizde bir çok konuda olduğu gibi arıcılık konusunda da standartlar konmamıştır, ya da konulmuş olan standartlara riayet edilmemektedir. Örneğin, ülkemizde en çok kullanılan Langsroth tipi kovanın dünyadaki standart ölçüleri bellidir. Ama nedense ülkemizde her firmanın ürettiği kovan birbirine uymaz. Hatta aynı firmadan değişik yıllarda alınan kovanlar da bile uyum problemleri yaşanır. Eğer bu konuda hassasiyet göstermezseniz 3-5 yıl içinde arılığınızda birbiriyle uyumsuz değişik tipte kovanlara sahip olursunuz. Kimisinin çerçevesi oturmaz, kimisinin ballığı birbirine uymaz.

4) Pazarlama Problemi: Son yıllarda denetimsizce yurtdışından ülkemize giren ucuz ballar yüzünden, hilesiz bal üreten arıcılar ballarını hakkıyla pazarlayamamaktadırlar. Aradaki fiyat farkından dolayı tüketici haklı olarak ucuz olan balları tercih etmektedir. Bu da işini layıkıyla yapan arıcı açısından haksız rekabete yol açmaktadır.

Bal ve balmumu genelde iç piyasada tüketildiği için sonuçta bir şekilde pazarlanabilmektedir. Ama diğer arı ürünleri konusunda problemler yaşanmaktadır. Son dönemlerde çok değerli olduğu söylenen ama ne hikmetse tüketiciden ucuza alınan polen, arı sütü gibi ürünlerden de para kazanılmaya başlanmıştır. Ama her arıcılık kitabında çok değerli olduğu yazılan prepolisi kendi değerinde satabilecek bir yer halihazırda yoktur.

5) Hastalıklarla mücadele problemi: Arı hastalıklarıyla mücadele yöntemleri tam olarak bilinemediği için zaman zaman yanlış uygulamalar yapılmaktadır. Özellikle arı hastalıklarının teşhisi tam olarak konulamadığı durumlarda bilinçsiz ilaç kullanımı gündeme gelmektedir. Yanlış zamanda ve yanlış şekilde uygulandığı için ülkemizde üretilen ballarda bazen ilaç kalıntılarına rastlanmaktadır. Özellikle yurtdışına ihraç edilen ballarda bu tür kalıntılara rastlandığı için ballarımızın geri gönderildiği haberleri zaman zaman medyada çıkmaktadır.

Arıcılığa Nasıl Başlanır?

Arıcılığa başlamadan önce muhakkak gerekli araştırmaları yapıp, bu konu ile ilgili temel teorik bilgileri öğrenmek gerekir. Bu bilgileri kitaplardan, dergilerden, internet ortamından ya da ilgili kurumların yayınlarından edinebiliriz.

Arıcılığa başlayanları başarısızlığa sürükleyen en büyük faktör, kulaktan dolma bilgilere itibar etmeleridir. Bu yüzden çevremizde başarılı bir şekilde modern arıcılık yapan kişilerle tanışıp gerekli başlangıç bilgilerini öğrenmek en sağlıklı yoldur. Özellikle geleneksel olarak atadan dededen kalma usullerle arıcılık yapan, ki kovanları modern bile olsa, arıcılığı belli bir aşamadan öteye geçirememiş kişilerin söylediklerini çok dikkate almamak gerekir.

Başarılı olmak isteyen arıcı sürekli araştırmalı ve arıcılıkla ilgili yeni yeni oluşturulmuş teknikleri öğrenmeye çalışmalıdır. Sabırlı olan ve kendini sürekli geliştiren bir arıcının başarılı olmaması için hiçbir sebep yoktur.

Arıcılığa pratik olarak satın aldığımız boş bir kovana oğul koydurarak, arazide bulduğumuz sahipsiz bir arıyı alarak ya da arılı bir kovanı satın alarak başlayabiliriz.

Ama en iyi başlama yöntemi, arısı güçlü, anası genç bir kovan alarak başlamaktır. Hatta alacağımız kovanlar standartlara uygun, ve içindeki arının cinsi de belli olursa, bu en iyi başlama yöntemidir.

Arıcılığa en fazla 3 kovanla başlamalı, tekniklerini öğrendikten sonra kovan sayısını zamanla çoğaltmalıdır.

Arıcının ilk öğrenmesi gereken şey hiç kuşkusuz arılığa girerken dikkat edilmesi gereken kurallardır. Arıcılığı emniyet içinde yapabilmek için özellikle arıları kızdıran davranışların neler olduğunu bilmek ve önlemlerini almak gerekir.

İkinci öğrenilmesi gereken şey, arı kovanının açılması ve çerçevelerin kontrol edilme yöntemleridir. Arıcı bir çerçeveye baktığında, hangi hücrenin yavru, hangisinin bal, hangisinin polen içerdiğini anlayabilmelidir.

Bu arada dişi arı, erkek arı ve ana arıyı ilk bakışta tanıyabilme becerisi kazanılmalıdır.

Zaman içinde kovan içindeki çeşitli problemlerin neler olabileceği ve bunların önlenmesi yöntemleri öğrenilmelidir.

Arıları gerektiğinde besleme ve dönem sonunda ürünleri hasat edip, arılığa kışlatma pozisyonuna getirme yöntemleri de zaman içinde öğrenilmesi gereken konulardır.

Arıcılıkta Verimli Olmanın Yöntemleri

Her işte olduğu gibi arıcılıkta da yüksek verim elde etmek için dikkat edilmesi gereken hassas püf noktaları vardır.

1) Arılık yerinin seçimi: Arılık yerini baştan doğru olarak seçmek daha sonra bizi bir çok zahmetten kurtarır. Çünkü arıların faal olduğu bir mevsimde bu yanlışlığı düzeltme imkanı yoktur. Arılık yeri bal kaynaklarına mümkün olduğu kadar yakın seçilmelidir. Fabrika, yol kenarı, kimyasal kirleticiler, çöplük gibi olumsuz çevre şartlarından uzakta olmalıdır. Arılık hava şartlarına karşı korunaklı olmalıdır, doğrudan rüzgara maruz kalmamalıdır. Kovanlar sabah güneşini alacak, ama öğle güneşinden korunacak şekilde yerleştirilmelidir. Yakında su kaynağı yoksa arıların su ihtiyacını giderecek önlemler muhakkak alınmalıdır.

2) Arının cinsi: Sahip olduğumuz arının cinsi yüksek verim almamızı etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Bu yüzden mümkün olduğu kadar çalışkan, iyi huylu, doğurgan ve kolayca oğul'a meyletmeyen bir cinsle çalışmalıdır. Yapılan denemelerde aynı arılıkta farklı cinsteki arıların getirdiği bal miktarında 3 misli farklar görülmüştür. Arılığa yakın çevrede nitelikli arı cinslerinin satın alınabileceği kuruluşlar yoksa, en iyi yöntem arıcının kendi arılarını ıslah etmesidir. Bunun için arılıkta verimli ve üstün niteliklere sahip olan koloniler belirlenerek, bu kovanlardan elde edilen anaarılar diğer kolonilere verilir. Özellikleri itibariyle memnun olunmayan kovanların erkek arıları imha edilerek anaarıyı döllemelerine izin verilmez. Olumsuz genetik özelliğe sahip arıların çoğalmasına izin verilmediği için, arıcı 2-3 yıl içinde bütün kovanlarında üstün nitelikli kolonilere sahip olur.

3) Genç ana arı: Kovanını sürekli olarak güçlü tutmak isteyen arıcı, genç bir ana arı ile çalışmak zorundadır. Bir ana arının en verimli olduğu süre 2 yıldır. 2 yaşını doldurmuş bir ana çeşitli yöntemler kullanılarak değiştirilmelidir. Çünkü yaşlı bir anaarının yumurtlama yeteneği azalmıştır bu yüzden kovan yeteri kadar güçlenemez. Ayrıca yaşlı anaarılar oğul çıkarmaya daha fazla eğilimlidirler.

4) Oğul çıkartmamak: Arazide nektarın çok olduğu mevsimlerde arı kolonisi hızla çoğalır ve oğul çıkarma eğilimine girer. 2-3 hatta bazen altıya kadar oğul çıktığı olur. Her oğul çıkışı kolonideki işçi sayısının ve kovana getirilen bal miktarının azalması demektir. Arı kolonisinin en çok bal toplayabileceği mevsimde oğul'a çalışması yıllık bal verimini çok düşürür. Hatta bazen çıkan oğullar kendilerine yetecek balı toplayamadıkları için onları ayrıca beslemek gerekir. Onun için bal veriminin yüksek olmasını isteyen arıcı, kolonilerin oğul çıkarmasını engellemek ya da kontrollü oğul'a izin vermek zorundadır.

5) Kovanların fenni ve standartlara uygun olması: Bu da verimi etkileyen faktörlerden birisidir. Çünkü standart kovanlar yılların tecrübeleri sonucunda geliştirilmişlerdir. Arı kolonisinin en iyi şekilde çoğalıp, en iyi şekilde bal toplayabileceği şekilde dizayn edilmişlerdir. O yüzden kovan ve çerçevelerin ölçü standartlarına kesinlikle uyulmalıdır. Ayrıca çerçevelere suni petek takılması ihmal edilmemelidir. 1 kilo petek yapabilmek için bir koloni 10 günlük bir çalışma süresi harcamak zorundadır. Bu da bal depolama işinin aksatılması anlamına gelir.

Apiterapi

Apiterapi arı ürünleri ile yapılan tedavi yöntemlerine verilen genel bir isimdir. Son yıllarda özellikle Çin başta olmak üzere bütün dünyada gelişmeye başlamıştır. Hastalıkları yalnızca arı ürünleriyle tedavi eden klinikler ve apiterapi merkezleri gitgide yaygınlaşmaktadır.

Bal başta olmak üzere arı ürünleri zaten yüzyıllardır halk arasında birçok hastalığın tedavi edilmesi amacıyla kullanılagelmektedir. Son dönemlerde arı ürünleri ile yapılan tedavi amaçlı uygulamalar, bilimsel araştırmaların sonuçlarına dayanarak, apiterapi adı altında tıp dünyasında da genel kabul görmeye başlamıştır.

Ülkemizde henüz apiterapi merkezleri oluşturulup bu konu ile ilgili bilimsel çalışmalara başlanmamıştır. Fakat ülkemiz çok zengin ekolojik kaynaklara sahip olduğu için, bal ve diğer arı ürünleri konusunda büyük bir potansiyel taşımaktadır. Önümüzdeki yıllarda bu ürünler ve insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda ciddi çalışmalar yapılıp, gerekli yatırımların gerçekleştirileceğine inanıyoruz.

Hiç kuşkusuz insan sağlığını ilgilendiren konularda bu konunun uzmanlarına danışmak gerekir. Ama aşağıda yalnızca arı ürünlerinin faydalarının anlaşılıp öneminin kavranabilmesi için, bal, polen, arı zehir'i, arı sütü ve propolisin insan sağlığına olan etkileri kısaca maddeler halinde anlatılmıştır.



Bal Nelere İyi Gelir ?


*Adale ağrıları, titremesi, uyuşmasının giderilmesine,
*Ağrı ve sancıların giderilmesine,
*Ağız yaralarının iyileştirilmesine,
*Akciğer hastalıklarının iyileştirilmesine,
*Bademcik iltihabının yok edilmesine,
*Bağırsak gazının, iltihabının giderilmesine,
*Baş, göğüs, karın ağrılarının giderilmesine,
*Baş dönmesinin giderilmesine,
*Bel ağrılarının giderilmesine,
*Beyin hastalıklarının iyileşmesine, felç ve sinir hastalıklarını gidermede,
*Cilt bozukluğunu, lekelerini gidermeye,
*Damar sertliğine, damar tıkanıklığını yok etmeye,
*Gözleri güçlendirmeye,
*Halsizliğin giderilmesine
*Hazmı kolaylaştırmaya,
*Hafızayı güçlendirmeye,
*İştah açmaya,
*Kabızlığın iyileştirilmesine,
*Kalp çarpıntısını gidermeye,
*Kanın temizlenmesine,
*Kemiklerin kuvvetlenmesine,
*Nezle ve grip hastalığının tedavisine,
*Öksürüğün, nefes darlığının, astım hastalığının tedavisine,
*Romatizma ve siyatiğin tedavisine,
*Sarılık hastalığının iyileştirilmesine,
*Sedef hastalığının giderilmesine.



  Bal Çeşitleri Nelerdir?


Kaynağına göre ballar:
-Çiçek veya nektar balı: Bitki ve çiçek nektarından elde edilen bal genel olarak çiçek balı olarak isimlendirilir. Çiçek balı da içerdiği bitki nektarının yoğunluğuna göre ayrıca isimlendirilebilir. Kekik Balı, Kestane Balı, Akasya Balı gibi.
-Salgı balı: Bitkilerin canlı kısımlarının salgılarından veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin -Hemiptera- salgılarından elde edilen bal. Yurdumuzda özellikle Ege bölgesinde yoğun olarak üretilen Çam Balı, salgı balına en iyi örneği oluşturur.
Üretim ve/veya pazara sunuluş şekline göre
Petekli bal: Kuluçka amaçlı kullanılmamış olan saf balmumundan hazırlanmış temel peteklerin veya arılar tarafından yapılmış peteklerin gözlerinde depolanmış ve tamamı veya büyük bölümü sırlanmış olarak satışa sunulan bal.
-Süzme bal: Sırları alınan yavrusuz peteklerden santrifüj yolu ile elde edilen bal. Türk Piyasasında en çok satılan bal, kavanozlar içine konulmuş süzme baldır.
-Petekli süzme bal: Süzme bal içerisinde petekli bal parçaları ile hazırlanmış bal.
-Sızma bal: Süzme bal elde edilirken alınan sırlardan ve balı alınmış peteklerden sızdırılarak toplanan bal.
-Pres balı: Yavrusuz peteklerin doğrudan veya 45°C’yi aşmamak üzere ısıtılarak preslenmesi ile elde edilen bal.
-Filtre edilmiş bal: Yabancı organik ve/veya inorganik maddelerin filtrasyon yolu ile uzaklaştırılması sırasında polen içeriği önemli ölçüde azalmış bal.
d) Fırıncılık balı: Kendine özgü doğal koku ve tada sahip olmayan veya fermantasyona başlamış veya fermente olmuş veya yüksek sıcaklıkta işlem görmüş, endüstriyel amaçlı kullanıma uygun veya diğer gıda maddelerinin üretiminde bileşen olarak kullanmaya uygun bal.

Kestane balı, Macahel yöresinin doğal bitki örtüsünde olan kestane ağacının çiçek özlerinin toplanmasıyla oluşturulan, özellikle iyileştirici ve antiseptik(mikroplara karşı koruması) olmasıyla bilinmektedir. Ayrıca yanık tedavisinde, ülser, boğaz ve göz enfeksiyonlarında çok etkili olduğu klinik denemelerle kanıtlanmıştır.
Yyayla balı, yüksek yayla ve meralarda olan yayla çiçek özlerinin toplanmasıyla oluşturulan,kahvaltılık bir baldır.Her gün kahvaltıda bir iki çorba kaşığı yayla balı günlük enerji ihtiyacınızı karşılar.
Ihlamur balı, doğal bitki örtüsünde olan ıhlamur ağacının çiçek özlerinin toplanmasıyla oluşturulan, özellikle sinir sistemini koruyucu ve güçlendirici özelliği ile bilinmektedir.Bünyeyi sakinleştirme özelliğine de sahiptir.
Karakovan balı, doğal bitki örtüsünde olan kestane,ıhlamur ve kumar çiçek özlerinin, oyulmuş ağaç kütüğünün içinde hiçbir yapay mum kullanılmadan toplanmasıyla oluşturulan doğal bir baldır.Özellikle iyileştirici ve antiseptik(mikroplara karşı koruması) olmasıyla bilinmektedir. Ayrıca yanık tedavisinde, ülser, boğaz ve göz enfeksiyonlarında çok etkili olduğu klinik denemelerle kanıtlanmıştır.

 


 Bal Özellikleri Nelerdir?


Balın hiç şüphesiz ilk akla gelen özelliği tatlı olmasıdır. Bunun sebebi balın içindeki üç şekerdir: Üzüm şekeri (% 34), sakroz (% 2) ve levulose (meyve şekeri % 40).
Bundan başka balın % 17'si su, geri kalan % 7'lik bölümü ise demir, sodyum, sülfür, magnezyum, fosfor, polen, manganez, alüminyum, gümüş, albümin, dekstrin, nitrojen, protein ve asitlerden oluşur. Balın kalitesini belirleyen bu % 7'lik karışımdır.
Balı bildiğimiz şekerden ayıran çok önemli bir fark vardır. Şeker ancak sindirim sisteminde değişime uğradıktan sonra kana karışırken, bal sindirime gerek olmadan çok süratli bir şekilde kana karışır. Çünkü içerdiği meyve şekeri ve üzüm şekeri, ilk başta oranı oldukça fazla olan sakrozun ters-yüz olmasıyla meydana gelir. Bu yüzden bu şekerlere "basit şekerler" denir. Kısacası bal insan vücudunun en yüksek derecede ve en hızlı şekilde faydalanacağı şekilde tasarlanmış bir gıdadır. Ilık su ile karıştırılan balın birkaç dakika içinde vücuda enerji verdiği tespit edilmiştir.
tablo 100 gram balın kimyasal analizini göstermektedir.

 
 


 Balın Püf Noktalarıi ?


Bal neden besleyicidir ?
100 gram balda yaklaşık 305 kalori vardır. Bu da diğer gıdalara göre daha besleyici olma özelliği kazandırır. Ayrıca bal antioksidan ve anti bakteriyel özelliğe sahiptir.
Neden bal tüketmeliyiz ?
Bal, hem besin değeri hem de insan sağlığına yararları bakımından doğal gıdaların en önemlilerindendir. Günlük enerji ve vitamin ihtiyacımızı doğal olarak karşılamanın en iyi yollarındandır.
Bal çocukların gelişimi için büyük önem taşır !
Bal yetişkinler kadar çocuklar içinde önemli bir gıdadır. İçeriğindeki vitamin, mineral, enzim ve aminoasitler, çocukların bedensel gelişimine önemli ölçüde katkı sağlar. Fakat uzmanlar 1 yaşından küçük çocuklara yedirilmemesini önermektedirler.

İYİ BİR KORUYUCUDUR: Antibakteriyel özelliğinden dolayı içinde birçok gıda bozulmadan saklanabilir.

MİDEYE KUVVET VERİR: Baldaki şeker emilimi en kolay olan şeker olması ve Hazmı gerektirmediğinden kolayca kana geçer. Ve midedeki fazlalıkları dışarı atar.

KANSIZLIĞI GİDERİR: Kan yapıcı özelliğinin yanında hastalıktan yeni kalkmışlara kuvvet verir.

DAMARLARI AÇAR: Diğer şekerlerin oksine okisjen ile reaksiyona girdiğinde tam yanma meydana geldiği için kanda daha az atık madde bırakır. Kalp adelesine faaliyet ve zindelik vermesiyle Kalp Hastalarına faydalıdır.

ROMATİZMA:Romatizmal hastalıklarda haricen kullanmak hastayı kısa sürede iyileştirir.

ALERJİ: Alerjik vakıalarda pahalı ve zahmetli tedavilerin yerini alacak bir alternatif tedavidir.

AĞRI DİNDİRİCİ: Balın bilhassa buharı ağrı ve sızıyı birkaç dakika içinde dindirmeye başlar.

İŞTAH AÇICI: İhtiva ettiği A,B,C, ve diğer vitaminler ve mineraller insana zindelik verir.

DOĞAL DİŞ MACUNU: Diğer tatlı ve meyvelerin zıttı bal dişleri ve diş etlerini temizleyip parlatan bir macundur. Dişleri ve diş etlerini mikroplardan korur,ağızdaki yaraları tedavi eder.

KABIZLIK: Bilhassa sıcak bal şerbeti kabızlığı kısa sürede geçirir.

ŞİŞMANLIK: Bal içerdiği enzimler sebebiyle şişmanlığı önler. Bilhassa ılık bal şerbetinin zayıflatıcı özelliği vardır.

YARA İLTİHAP GİDERİR: Bugün modern tıpta ameliyat yaralarında bal kullanıldığı bilinmektedir. Cavanagh ve BEAZLEY adlı araştırmacılar balın laboratuar şartlarında özellikle boğaz iltihaplarında kendini gösteren Kalbi Tutacoli mikropları ile Candida Albicans isimli mantarlar üzerinde balın etkili olduğunu gözlüyorlar. İnhibin mikropların üremesini de önler.

BALGAM SÖKTÜRÜR: Balgamı keser vücudun pis rutubetini giderir.

GÖZE FAYDALIDIR: Gözün görme gücünü arttırır. Nar suyu ile karıştırılıp göze sürme gibi çekilirse gözün keskin görmesini sağlar.

KARIN AĞRISI: Karın ağrısını geçirir. Bal şerbeti karın ağrılarını çok kısa bir sürede dindirir.

İDRAR: Söktürür. Mesane yollarını temizler. İltihabını giderir.

KÖPEK ISIRMASI’na karşı faydalıdır. Köpek ısırınca bal şerbeti içilir. Ve köpeğin ısırdığı yere bal sürülür.Kuduz ihtimaline karşı tıbbi tedbirler ayrıca alınmalıdır.

CİLDİ GÜZELLEŞTİRİR: Vücud bal ile oğulursa cilt yumuşar. Bitleri öldürür.

SAÇLAR’ ı besler. Saça sürülürse saçları yumuşatır. Besler,uzatır,parlaklık ve canlılık kazandırır.

NEZLE’yi geçirir. Bal limonla veya sütle içilirse nezle için çok faydalıdır.

VEREM: Özellikle çiçek balı gül ile karıştırılıp sabah akşam yenirse akciğer yaraları ve vereme çok faydalıdır.

YANIKLAR: Bal zeytinyağı ve gres yağıyla karıştırılıp yanan yerlere sürülürse acı,sızı çekilmez. Yanık kısa sürede iyileşir. Yanık izi kalmaz.

VARİS’e faydalıdır. Bal vücudda olan olan varis ve varis yaralarına masaj yapılarak sürülürse çok faydalıdır.

KARACİĞER: Bal karaciğer ve göğsü temizler. Baldaki ciholin karaciğerin fonksiyonunu kuvvetlendirir. Ve hücrelerinde toplanan yağın giderilmesi için harekete geçirir.

SARILIK: Balla salatalık rendelenerek yenirse susuzluğu giderir. Kanı temizler. Sarılığı kısa sürede iyileştirir.

TERLEME’yi giderir. Bal mumu ile birlikte birkaç gün sakız gibi çiğnenirse burun tıkanıklığı ve bundan dolayı meydana gelen terlemeyi giderir.

İSHAL’i durdurur. Soğuk bal şerbeti ishale çok faydalıdır. Kısa sürede durdurur.

ALACA: Alaca hastası olanlar en az iki-üç ay sabah aç karnına bir su bardağı bal şerbeti içerse şifa görür.

KOLESTOL’ü düşürür. Yatağını ıslatan çocuklar için gayet faydalıdır.

İLAÇLARIN YAN TESİRİ’ni önler. Zararlarını nötüre eder.

AKNE için iki çorba kaşığı bal iki çorba kaşığı süt limon suyundan oluşan karışımın sürülmesi faydalıdır.

Büyüme çağındaki çocukların ZEKA GELİŞİMİ’ne azımsanmayacak derecede olumlu etkisi vardır.

 

Backgrounds From FreeGlitters.Com