BİZİMVEBSİTEMİZ

OGUL YAKALAMA

Arıcılık yaparken deneyerek geliştirdiğimiz bazı kolaylıkları arıcı arkadaşlarla paylaşmak istedim.

 

Bazı arıcıların istediği bazılarınında istemediği OĞUL

 

Arı oğul vermeden önce arıda bulunan kılavuz arıları tarafından kendisine yuva vazifesi olabilecek bir yer bulur ve oğul kovandan çıktığında ana ve askerlerini ö tarafa yönlendirmeden peteğin yakınına bır yere toplanır ve bir müddet orada bekledikten sonra kendileri için ev olarak beğendikleri yere giderler.

 

Biz oğul kovandan çıktığında daha biryere konaklamadan doğrudan hangi boş kovan a koyacaksak oğulu o kovana direk koyuyoruz.

 

Nasılmı; Oğul kovandan çıktığı zaman biz elimizde bulunan ana kokusu surulmuş bez parçasını havada sallıyarak arıları koku tarafa gelmesini sağlıyoruz ve o bezı oğulu koyacağımız kovana oğulun büyüklüğüne göre birkaç adet temel petek takılı çerçeve koyuyoruz ve bezi de oraya birakıyoruz oğulun yarısı oraya konunca bezi alıyor ve bir poşet içine koyarak koku yaymasını önliyörüz.

 

Oğul konulan kovanı bazen terk eder terk etmemesi için oğul veren kovandan daha kolay olur bir yavrulu çerçeve oğulu koyduğumuz kovana koyarsak oğul o kovanı terk etmez.

 

KULAĞUZ kovanı ;oğulun kılavuz arılarının kovan beğenme işlemi yaptıkları kovan

 

Biz arılıkda devamlı görebileceğimiz bir yere kılavuz kovanı koruz içine eski sağlam çerçevelerden birkaç tane kor veiçine ana kokusu sureriz.Bu bizim için bir gözlem kovanıdır orda dolaşan kılavuz arılarının hareketlerinden arılıkda nezaman oğul olabileceğini tahmin ederiz.

 

Bu kovanın bir faydasıda arılkda olmadığımız zaman çıkan oğul o kovana girer ama içindeki koku ağı olduğu için arı o kovanda barınamıyor arılığa gelince oğulu başka bir kovana koyarız.Arılıkda bikaç arkadaşın arısı olduğu için oğulun sahıbını hiç aramadan bir arkadaşa verir değerini arılıkda kullandiğimiz ümümü masrafa veririz.

 

Not; ana kokusunu mısır çarşısının kapalıçarşı taraftan çıkışta ilk sokakta bulunan LALE kolanyaları var ordan alıyorum. adamı tanımıyor hiç bir yakınlığım yoktur sadece sattığı ana kokusunu beğeniyor ve fitatı50 cc lık 10 ytl dır.


OĞUL NEDİR?Koloni olarak yaşayan arılar yine koloniler şeklinde bölünerek çoğalır. Bu bölünme bir kısım arının, ana arıyla birlikte kovanı terk etmesiyle oluşur. Koloninin bu şekilde bölünmesine oğul çıkarma denir. Kovanı terk eden yeni koloni ise oğul arısı şeklinde isimlendirilir. Oğul mevsimi arıcının arılıkta en yoğun çalıştığı dönemlerden birisidir. Bu süre içinde kovanların kontrolü iyi yapılmalı ve günün belirli saatlerinde muhakkak arılıkta bulunmaya dikkat edilmelidir.İlkbaharda süratle çoğalan ve artık kovana sığamayan arı kolonisi oğul çıkarma hazırlıklarına başlar. Özellikle bal kaynaklarının çok olduğu ve mevsimin de müsait olduğu senelerde bu olay çok sık görülür. Oğul mevsimi genelde Mayıs ayının başından Haziran ayının ortalarına kadar devam eder. Bu dönemin başlangıcı ile bitişi iklim, hava ve coğrafi şartlara göre değişir. Nektar akımının doruğa çıktığı büyük bal toplama mevsiminin başlamasıyla oğul mevsimi de sona ermiş olur.Koloninin oğul çıkarma hazırlığına başladığının en önemli işareti kuluçkalık çerçeveleri üzerinde görülen ana arı memeleridir. Normalde her kovanda bir tane ana arı bulunur ve bu ana arı başka bir ana arı ile karşılaştığında aralarında ölümüne bir savaş başlar. Kovandaki ana arı, işçi arılar tarafından yapılan yeni ana memelerine bile tahammül edemez ve tahrip etmeye çalışır. Ama oğul mevsiminde işçi arılar yeni ana arı üretmek için peteklerin alt kısımlarında, yüksük şeklinde ana arı hücreleri yaparlar ve ana arının bu hücreleri tahrip etmesini engellerler.
Buna sinirlenen eski ana arı yumurtlamayı ve beslenmeyi bırakır. Zayıflayarak uçmaya hazır hale gelir. Havanın müsait olduğu bir gün yanına bir kısım işçi arıyı da alarak kovanı terk eder. Ana arı çevrede müsait bir ağaç dalına konar. Kendisini takip eden diğer arılar da üst üste konarak küme şeklinde bir salkım oluşturur. Salkım şeklindeki oğul arısı arıcı tarafından usulüne uygun şekilde alınarak yeni bir kovana konur.
Mevsimin müsait olduğu zamanlarda ikinci, üçüncü, hatta altıncıya kadar oğul çıkabilir. Fakat çıkan her oğul kovan nüfusunun azalması ve kovanın gücünü yitirmesi anlamına gelir. Bal verimini yüksek tutmak isteyen arıcı doğal oğul çıkışını engellemek zorundadır. Hiç değilse ilk oğuldan sonra çıkan oğullara izin vermemek gerekir. Çünkü oğul sayısı arttıkça, çıkan oğulların nüfusu azalır. En son çıkan oğullar çoğunlukla kendilerine kışın yetecek besin ve nüfus sayısına ulaşamazlar. Arıcının bu kovanlara bakması gerekir. İlk çıkan oğulun anası çiftleşmiş olduğu için döllüdür ve hemen yumurtlamaya başlar. Fakat daha sonra çıkan oğulların genç anaları çiftleşmedikleri için, doğumlarından 5 ya da 6 gün sonra döllenme uçuşuna çıkarlar.
OĞUL YAKALAMA Her ne kadar kovandan doğal oğul çıkması modern arıcılık tekniklerine aykırı olsa da, zaman zaman çeşitli nedenlerle doğal oğul çıkışı engellenemez. Oğul genellikle saat 9–12 arasında çıkar. Yazın sıcak günlerinde daha geç saatlerde çıktığı da görülür. Kovandan çıkan ilk oğullar anaları yaşlı olduğu için uzağa uçamaz, bu yüzden nispeten arılığın yakınına ve alçak yerlere konarlar. İkinci, üçüncü ve daha sonraki oğullar ise anaları genç olduğu için daha uzaklara uçma ve yükseğe konma eğilimindedirler. Hatta bazen bu oğullar hiç konmayarak doğrudan yeni yuvalarına doğru uçabilirler. Oğul çıkmaya başladığında arıların konmasını sağlamak için çeşitli yöntemler uygulanır. Teneke çalmak, iki taşı birbirine vurmak, arıların üzerine toprak atmak gibi. Bu yöntemlerin doğru olduğunu savunanlar olduğu gibi sakıncalı olduğunu iddia edenler de vardır. Bizim de uygulayıp başarılı sonuç aldığımız yöntem, çıkan arıların üzerine su serpmektir. Süpürgeyle ya da başka bir yöntemle üzerine su serpilen arılar yağmur yağdığını zannederek, kısa zamanda toplanmaya başlarlar.Çıkan arı eğer kümelenmek için bir yer bulamazsa uzaklara uçar gider. Bunu engellemek için eğer arılık ve çevresinde ağaç yoksa önlem olarak yere ağaç dalları dikmek gerekir. Oğul kümesinin alçak ve daha rahat alınabilir yerlere konmasını sağlamak için, konmasını istediğimiz yere oğul otu (melisa) ya da piyasadan alacağımız oğul kokularından sürmek faydalıdır. Oğul koymayı düşündüğümüz kovanı daha önceden hazırlamak gerekir. Arı kolonisinin sağlıklı olarak yaşayabileceği özelliklere sahip kovana temel petek takılmış çerçeveler konur. Eğer mümkünse 1-2 çerçevenin kabarmış petek olması çok iyi olur. Çerçeveler arasında 2 cm boşluk bırakılır. Bu kabarmış peteklere bal ya da şeker şerbeti sürülürse, arının kovana girmesi ve orayı yuva olarak kabul etmesi daha kolay olur. Eğer mümkün değilse oğul kokusu sürülmüş bir parça pamuk kovan içine bırakılır. Oğul çıkıp bir yere konduktan sonra zaman geçirmeden, kovana alma çalışmalarına başlamak gerekir. Çünkü belli bir zaman yerinden alınmayan arılar yeni yuvalarına doğru uçarak giderler. Oğulun konduğu yer çok güneş altıysa muhakkak üzerine temiz bir bez örtülerek gölge yapmak gerekir.Oğulun konduğu yer alçaksa kovan doğrudan arıların yanına götürülür, arılarla kovan arasına bir bez serilir, arka taraftan duman verilerek arıların bez üzerinden yürüyerek kovana girmeleri sağlanır. Arıları yönlendirmeyi kolaylaştırmak için bir kaz tüyü ya da arıcı fırçasıyla arılar kovana doğru hafifçe süpürülür. Kovandaki balın ya da balmumunun kokusunu alan arılar bir sürü gibi kovana girmeye başlarlar. Arılar bir kaç metre yükseklikte bir yere konmuşsa, yere genişçe bir bez serilir. Kovan sehpa ya da iskele gibi bir yüksekliğin üzerine konularak arıların altına getirilir. Ya da mümkünse bir kişi kovanı kaldırarak tutar. Dal sert bir silkelenir ve arıların toplu bir şekilde kovanın içine düşmeleri sağlanır.Kovan yere, bezin üzerine konur ve havada uçuşan diğer arıların da kovana girmesi beklenir. Ana arı kovana girince diğer arılar hiç nazlanmadan yeni yuvalarına girerler. Arıcı kovan etrafındaki arıların hareketlerini takip ederek ana arının girip girmediğini anlayabilir. Eğer arılar tekrar sürü halinde dalda kümelenmeye başlıyorsa buradan ana arının kovanda olmadığı anlaşılır. Bir de ana arı kovana girince, kovan etrafındaki arılar iğnelerini gökyüzüne doğru çevirip kanat çırparak vızıldamaya başlarlar. Havada uçuşan arılar bu hareketi görünce kovana girmeye başlarlar. Oğulun konduğu yer yüksekte bir ağaç dalı ise, sakıncası yoksa arıları sarsmadan dal yavaşça kesilir. Kovanın önüne genişçe bir bez serilir, bezin bir kenarı kovan giriş tahtasının üzerine doğru konur. Dal yavaşça bezin üzerine silkinir ve bezin üzerine bırakılır. Arılar sürü şeklinde kovana girmeye başlarlar.
Dal kesilemeyecek şekildeyse, uzunca bir sırığın ucuna bir teneke ya da oğul torbası bağlanır. Tenekenin içine bir parça ballı petek yerleştirilir. Teneke uzatılarak arıların altına getirilir, başka bir sırığın yardımıyla ya da merdivenle ağaca çıkarak, dal kuvvetlice silkinir. Teneke veya oğul torbası aşağı indirilerek kovana boşaltılır. Arıların hepsi alınamadıysa bu hareket bir kaç kere tekrarlanır. Anaarının kovana girdiği anlaşılınca kovanın üzeri kapatılır.
Bir başka pratik oğul yakalama yöntemi ise şudur: Eski bir sapsız sepet oğulun üzerine dikkatlice konur, alttan yavaş yavaş duman verilir. Arılar genellikle kapalı ve karanlık yerlere girme eğiliminde olduklarından üstlerine konmuş olan sepetin içinde toplanırlar. Bütün arılar sepete girdikten sonra fazla sarsmamaya dikkat edilerek, sepetin üzeri kapatılır ve arılar yeni kovanlarına konur. Bu yöntem özellikle arılıktan çok uzak mesafeye konmuş olan oğulları yakalayıp geri getirmek için pratiktir.Arılar kovandan oğula çıkarken kursaklarını balla doldururlar, bu yüzden oğul arıları sakindir ve kolay kolay sokmaz. Bu sayede arıcı rahat rahat çalışabilir. Oğul yerleştirilen kovan daimi yerine konur ve mümkünse üzeri örtülerek serin kalması sağlanır. Ertesi gün çıtaların arası normal durumlarına getirilir. Arıların zapt etmediği çerçeveler alınarak kovan bölme tahtasıyla bölünür.

KOVANA KONULAN OGUL ARININ KAÇMASINI ÖNLEYELİM

Arılığınıza gidiyorsunuz bir ogul çıkmış bir sevinç ve telaş mutlu bir ugraş sonucu kovana yerleştiriyorsunuz ertesi gün merakla baktığınızda arı gitmiş olabilir çünkü bilmeden yaptıgımız yanlışlıklar arının o kovanı terk etmesine sebeb olabiliyor nedir bu yanlışlıklar dersek problemin biz arıcıdan kaynaklandıgını anlarız.
.Arı ogul verdigi zaman telaş etmeden önce koyacagımız sandık hazırlanır bu kovan direk güneşe magruz kalmış olup aşırı sıcak olmamalıdır eger öyle ise bir müddet serin yerde bekletip arıyı sonra kovana koymalıyız
.
Ogul sandıgının icini tamamen petekli çerceve ile doldurmalıyız çünkü arı ogul durumunda salkım şeklindedir taban tahtasına yapışıp kalmaması icin çerceveler tam olarak koyulur
.
.Çıkan ogul sepet veya kara kovandan çıktıise sandıkta durmaya bilir yaşadıgı ortam gibi yer arar bu yüzden baglayıcı unsurlar uygulanmalı (YAVRULU ÇERCEVE VERMEK GİBİ)

Ogulun çıktıgı yer belli ise eger sepetten veya kara kovandan çıktı ise sandık icine başka bir arıdan yavrulu bir çercevenin arıları silkelenip yavrulu çerceve ogul icin hazırlanan sandıgının ortasına koyulur ana arı ve diger arılar bu çerceveyi sarar yavruları kolay kolay terk etmez kovanı sahiplenir
.
Bir kaç saat sonra arının toplanması ile fazla çerceveler alınıp arı sıkıştırılır arının o kovanı sahiplenmesi saglanır
.
O akşam üzeri arıya şerbetlikle besi yapılır ucma deligi daraltılarak yagma ve dış etkenlerin magruzu önlenir
.
Arıları koydugunuz yer rahatsıslık veren etkenlerden korunmuş olmalıdır(ses , koku , gürültü ,
dumanaltı, sallantı)gibi etkenler
.
 
ŞUNU UNUTMAYIN SAHİP ÇIKARSANIZ SİZİN ARINIZ ÇIKMASSANIZ KOMŞUNUN ÇOKKK BAL VEREN FABRİKASI OLUR